...
KATILAN MAĞDURE: ...
Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci, altıncı fıkrası ve 43 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli ve 2012/327 Esas, 2015/226 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Katılan mağdure lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması talebine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin soyut ve çelişkili beyanları dışında suçun işlendiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, suçun işlendiği kabul edilse dahi temel ceza ve zincirleme suça ilişkin artırımın üst hadden uygulanması, sanık lehine takdiri indirim uygulanmaması nedenleriyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılan mağdure vekilinin, baro tarafından görevlendirilip, mağdurenin ailesiyle arasında vekalet ilişkisi bulunmaması nedeniyle lehine vekalet ücreti hükmedilmesi mümkün olmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, bu hususta bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; sanık hakkında müsnet suçtan dolayı temel ceza belirlenirken ve zincirleme suça ilişkin artırım yapılırken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayıp, kanun maddesindeki bir kısım ifadeleri aynen tekrar etmek suretiyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak üst hadde yakın belirlenmesi ve iki farklı tarihte istismar eylemi gerçekleştiren sanık hakkında zincirleme suça ilişkin artırım yapılırken alt hadden ayrılmayı gerektirir neden bulunmadığı gözetilmeden aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kurallarına muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli ve 2012/327 Esas, 2015/226 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.