Mahkûmiyet, müsadere

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçundan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2011 tarihli ve

2010/602 Esas, 2011/387 Karar sayılı kararı ile kurulan mahkûmiyet hükmünün Dairemizin 26.11.2015 tarihli, 2014/4419 Esas, 2015/22372 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2017 tarihli ve 2016/17 Esas, 2017/41 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 03.03.2017 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek, sanığın denetim süresinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulması ile duruşma açılarak sanık hakkında Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2021 tarihli ve 2020/725 Esas, 2021/674 Karar sayılı mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığın en son bildirdiği adresinde MERNİS şerhi ile doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği cihetle, yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve zamanaşımı süresinin durmadığı gözetilerek;

Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığı, anılan Kanun uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 20.10.2011 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu, bu tarihten hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2021 tarihli ve 2020/725 Esas, 2021/674 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava konusu kaçak eşyaların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince MÜSADERESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, 11.01.2024 tarihinde karar verildi.