Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2015/734 Esas, 2016/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezasına mahkûmiyetine, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1.Sanığın temyiz isteği, abisinin ismini kullanarak kimliği yasal yollarla yaptırdığını, cezada indirim yapılmasına ya da paraya çevrilmesine, kararın bozulmasına ilişkindir.

2.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, asgari hadden yeterince ayrılmadan ceza tayinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanığın 10.06.2012 tarihinde vefat eden kardeşi ... adına vefatından önce 1990 yılında nüfus müdürlüğü aracılığıyla nüfus cüzdanı talep ve değiştirme belgesi ibraz ederek nüfus cüzdanı temin ettikten sonra, bu nüfus cüzdanını kullanarak ... adına sürücü belgesi aldığı, aynı nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini o tarihten itibaren kullanmaya başladığı, yine bu sürücü belgesini ibraz ederek mesleki yeterlilik ve psikoteknik belgelerini temin ettiği olayda, sanık savunması, ekspertiz raporu ile tüm dosya kapsamından suça konu belgelerin aldatıcılık niteliğini haiz olduğunun anlaşıldığı ve eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1.5237 sayılı TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.