Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/574 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli ve 2020/2580 Esas, 2020/7452 Karar sayılı ilâmı ile yetersiz rapor ile suç vasfının belirlenmesi, haksız tahrik indirim oranı, adli emanet eşyası hakkında ve mahsupla ilgili karar verilmemesi nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

2. ... 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2020/748 Esas, 2022/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, "CMK'nun 328 ... maddesinin son fıkrası" uyarınca kazanılmış hak nedeniyle 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri özetle; suç işlemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Olay tarihinde sanık ... ile haklarında karar verilen ve kesinleşen İsmail Mert, ... ve...'in tanık ... ... kullandığı araca birlikte bindikleri araç içerisinde başlayan tartışma ve karşılıklı hakaretler neticesinde araçtan inen taraflar arasında başlayan kavga neticesinde İsmail ve... ile ...'in sanık ...'e elle vurmak suretiyle doktor raporunda belirlendiği şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri, sanık ...'in bıçakla mağdur ...'e vurarak yüzünde sabit iz oluşacak şekilde kasten yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunması, mağdurun beyanları, tanıkların anlatımları, 17.11.2021 tarihli adli muayene raporu, tutanaklar, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.

1. Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (son) bendleri, 29 uncu maddeleri gereğince belirlenen "3 yıl 9 ay" hapis cezası üzerinden, aynı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında, sonuç cezanın "3 yıl 1 ay 15 gün" yerine "2 yıl 13 ay 15 gün" hapis cezası olarak hatalı hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, mağdurdan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak uygulanan haksız tahrik indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, hükümde eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanığın, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâlleri nedeniyle geçirmiş olduğu süreler hakkında 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi gereği mahsup kararı verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının kazanılmış hak nedeniyle, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca “10 ay hapis cezası üzerinden infaz edilmesine” karar verilmesi gerekirken uygulama maddesi de yanlış gösterilmek suretiyle "CMK'nun 328/son maddesi gereği 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bendde mahsuba, (4) numaralı bendde kazanılmış hakka, ilişkin açıklanan nedenlerle ... 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2020/748 Esas, 2022/278 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükümden CMK'nun 328/son maddesinin uygulandığı fıkra çıkartılarak yerine 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafından sonra gelmek üzere "Ancak ilk hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiş olup, aleyhe temyiz bulunmadığından ve bu durum ceza miktarı açısından 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinn (son) fıkrası uyarınca sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğundan, sanık hakkında sonuç cezanın “10 ay” hapis cezası üzerinden infazına"cümlesinin eklenmesi; hüküm fıkrasının müsadereye ilişkin paragrafından sonra gelmek üzere "sanığın hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.