ASLİ MÜDAHİL: Denizbank A.Ş. vekili Avukat ...
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/580 Esas sayılı dosyasında mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince görevsizlik kararının onanmasına karar verilmiştir.
Görevli mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait...plakalı aracın davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, aracın hasar görmesi üzerine tazminat ödenmesi için davalıya başvrulduğunu ancak taleplerinin haksız olarak red edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 39.695,00 TL tazminatın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;...plaka sayılı aracın Denizbank A.Ş... Şubesinde rehinli alacaklı kaydı bulunduğunu, bu sebeple dava açma hakkına Denizbank A.Ş.’nin sahip olduğunu ve davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davalı şirkete aracın 29.11.2012-29.11.2013 tarihleri arasında kasko sigortalı bulunduğunu, davacı sigortalının müvekkili şirkete yapmış olduğu hasar ihbarına müteakip yapılan inceleme sonucu hazırlanan araştırma raporuna göre sigortalının araçta meydana gelen hasarın mevzuat gereği müvekili şirket tarafından tazmin edilemeyecek bir hasar olduğunun tespit edildiğini, kaza sırasında aracı kimin kullandığı hususunda şüpheler bulunduğunu, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple dava konusu zararın Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında teminat dışında kaldığını, kaza sırasında aracı kimin kullandığını, kaza tarihinin araştırılmasını, kaza sırası mobese kamera kayıtlarının istenmesini, görevli polis memurlarının tanıklığını talep ettiklerini, davalının talep ettiği zararın fahiş olduğunu ve bunu ispat etmesi gerektiğini, kusur durumuna ve zararın teminat kapsamında kalıp kalmadığına göre rapor alınması gerektiğini, gerçek hasar miktarının tespit edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil Denizbank A.Ş. vekili dilekçesinde; müvekkili banka ile davacı ... arasında 25.11.2011 tarihinde Bireysel Kredi ve Rehin Sözleşmesi imzalandığını ve...plakalı aracın kaydına banka lehine rehin şerhi işlendiğini, ayrıca kredi borçlusu ...'ün aracı...Sigorta A.Ş.'ye sigorta ettirdiğini, kredi borçlusunun sözleşmenin gereklerini yerine getirmemesi üzerine bankaca yasal takip başlatıldığını ve... 18. İcra Müdürlüğü’nün 2015/22414 E. sayılı dosyasından Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Takipte ödeme emri gönderildiğini, ancak takibin devamı esnasında yapılan kıymet takdiri ile...Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı bulunan dava konusu...plakalı aracın trafik kazası sonucu hasar gördüğünün tespit edildiğini, müdahale talebine konu olan davanın, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunu, kredi borçlusuna ait aracın davalı ... tarafından tanzim edilen kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve müvekkili bankanın araç üzerinde lehine rehin şerhi bulunması nedeniyle dain ve mürtehin sıfatını haiz olduğunun ortada olduğunu, bu nedenlerle, öncelikle davaya katılma talebinin kabulüne, sigorta teminat bedelinin alacağı karşılayan kısmının hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte öncelikli olarak taraflarına ödenmesini talep etmiştir.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/580 Esas 2015/500 Karar sayılı 05.06.2015 tarihli kararıyla; 28.11.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-k maddesinde "tüketici", "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", l bendinde "tüketici işlemi", "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," işlemi olarak tanımlandığı, 10.06.2014 tarihinde açılan dava yönünden mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/a-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/16237 Esas-2015/12724 Karar sayılı 25.11.2015 tarihli kararı ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olay yeri kaza tespit tutanağında sürücünün önce Melih Okur olarak belirtildiği ancak daha sonra çekilen aracı almaya gelen ... isimli şahsın aracın sürücüsünün kendisi olabileceğini ifade ettiği, olay yerinde ... isimli şahsın alkollü olduğu, araç sürücüsünün kim olduğunun tespit edilemediğinden kusur tespiti yapılamadığı, dosya kapsamında tanık olarak dinlenen ...'ın aracı hastaneye gitmesi için Melih Okur'a verdiğini, Melih Okur ise hasar dosyası içinde bulunan imzalı beyanında kendi aracını dava konusu araçla takas yapmak için ön anlaşma yaptığını ve denemek için aldığını beyan ettiğinden tanıkların beyanlarının çelişkili olduğundan beyanlara itibar edilmediği, sigortalı aracı alkollü olarak ...'ın kullandığı sırada kazanın meydana geldiği ve alkollü olduğunun tespit edilmemesi için olay yerini terk ettiği ve daha sonra olay yerine geldiği, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde belirtilen 5.10 uncu bendi kapsamındaki düzenlemeye göre zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması sebebi ile zararın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararında dayandığı sigorta araştırma raporunun özel dedektiflik kurumu olmadığı için tümüyle hukuk dışı olduğunu, bu raporda bulunan beyan ve tespitlere dayanılmasının kanun ve hukuk dışı olduğunu, sigorta şirketlerinin ödeme yapmamak için her somut olayı, aksi ispatlanamamasına rağmen, şüpheli olarak değerlendirerek yükümlülüklerinden kaçınmasının kasko poliçesinin amacına aykırı olduğunu, müvekkilinin kendi edimlerini yerine getirdiği ve poliçe primlerini ödediğini, sigorta şirketinin olası rizikonun gerçekleşmesi halinde kendi üzerine düşen edimi yerine getirmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu oluşan hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409/1 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kaza tespit tutanağı içeriğinden sürücünün belirlenememesine ve mümzi tanığın kaza sonrası duruma ilişkin beyan içeriklerine, olayın oluşunun mahkemenin kabul ettiği şekilde gerçekleşmesine göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.