HÜKÜM:
Esastan ret

Taraflar arasındaki hisse devri ve cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkilinin diğer davalı MB şirketinin ortakları olduğunu, davalı MB şirketinin sahip olduğu elektrik üretim lisansı ile rüzgar enerjisi santrali projesini gerçekleştireceğini, müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan 04.03.2012 tarihli protokole göre davalı MB şirketinin sahip olduğu lisans nedeniyle şirket hisselerinin %100'ünün taraflarca değeri 7.000.000,00 euro olarak kabul edildiğini, davalı ... şirketinin müvekkiline davalı MB şirketinin %51'i için 1.500.000,00 euro ödeyeceğini, proje için gereken öz kaynak ve kredinin temininin davalı ... şirketinin sorumluluğunda olduğunu, hisse devri için davalı ...'in müvekkiline başka bir ödeme yapmayacağını, müvekkilinin sözleşme konusu elektrik santrali için davalı ... tarafından bir takım yatırımlar yapılacağı düşüncesiyle davalıdan hisseye ilişkin 2.070.000,00 euro bakiye farkı talep etmediğini, protokolde ayrıca hisse devrinin gerçekleşmesinin ardından davalı ... şirketinin bu sözleşme ile üstlendiği öz kaynak temini ve kredi temini yükümlülüklerinden birini ifa etmemesi halinde hisse için ödediği tutar ve o güne kadar yatırdığı öz kaynak tutarı geri ödenmesi karşılığında hisseleri kayıtsız ve şartsız olarak müvekkiline geri devredeceğinin düzenlendiğini, aksi durumda müvekkilinin davalı ... şirketine göndereceği bir ihtarname ile müvekkiline ödediği hisse bedeli ve şirkete koyduğu öz kaynağın iadesiyle Ayser şirketinin sahip olduğu şirket hisselerinin tamamının kendisine devrini talep edeceğini, bu bilgileri takip eden 7 gün içinde Ayser şirketinin sahip olduğu şirket hisselerinin tamamını müvekkiline yapacağı ödeme ile müvekkiline devredeceğini, Ayser şirketi bu işlemi yapmaz ise günlük 20.000,00 euro cezai şart ödeyeceğini, müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan 14.11.2012 tarihli ikale sözleşmesi ile 04.03.2012 tarihli sözleşme ve ekinin karşılıklı anlaşmaya varılarak sona erdirildiğini, tarafların 04.03.2012 tarihli protokol konusu payların müvekkiline veya göstereceği üçüncü kişiye sözleşmede yer alan bedelin ödenmesi karşılığında iade etmek amacıyla devredilmesini amaçladıklarını, sözleşmede müvekkilinin işbu hisse devri ile ilgili tek taraflı yazılı bildiriminden itibaren 14 gün içerisinde davalı MB şirketi tarafından hissedarı davalı ... şirketinin hisselerinin müvekkili veya müvekkilinin bildirdiği üçüncü kişiye devredilmesi için EPDK'ya gerekli başvuruyu yapacağı, davalı ... şirketinin davalı MB şirketi tarafından yapılacak bu hisse başvurusunun zamanında yapılacağını kabul ve taahhüt ettiğini, davalı ... bu hisse başvurusunu müvekkilinin talebi üzerine 14 gün içinde yapmaz ise ilgili işlemin yapılmadığı her gün için günlük 20.000,00 euro cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmenin bu hükmünün davalı tarafından ihlal edildiğini, müvekkilinin davalı ... şirketinin davalı MB şirketindeki %51 oranındaki hissesinin tamamının Baykara Enerji Yatırımları A.Ş.'ye devredilmesini talep ettiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 14 günlük süre dolmasına rağmen davalı ... şirketinin devir işlemini gerçekleştirmediğini, davalı MB şirketinin de üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, cezai şart alacağının ödenmesine ilişkin ihtarnameye rağmen cezai şarta dair düzenlenen fatura bedelinin davalı ... tarafından ödenmediğini, müvekkilinin mahkemece takdir edilecek bedeli derhal depo etmeye veya uygun görülecek hesaba tevdi etmeye hazır olduğunu ileri sürerek mahkemece takdir edilecek bedelin depo edilmesine veya uygun görülecek bir hesaba tevdi ettirilmesi ile davalı ... şirketinin diğer davalı MB şirketinde sahip olduğu hisselerden şimdilik 480.000 adet hissenin %3 oranına tekabül eden 14.400 payın müvekkili veya müvekkilinin göstereceği üçüncü kişiler adına hükmen tesciline, şimdilik 200.000,00 TL'nin davalı ... şirketinden sözleşme tarihi olan 14.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 14.11.2012 tarihli sözleşmedeki haklarını dava dışı kişiye temlik ettiğini, davalı MB şirketinde sahip olduğu %49 oranındaki hissesini bu kişiye satarak devrettiğini, temlik alan kişinin 14.11.2012 tarihli sözleşmeden doğan hakları yönünde işlem başlatılmasını talep ettiğini, bir takım prosedürlerin yerine getirilememesi nedeniyle müvekkilleri tarafından bu talebin karşılanamadığını, davacının haklarını üçüncü kişiye temlik etmesinden sonra müvekkiline gönderdiği ihtarname ile 14.11.2012 tarihli sözleşmedeki hakkını kullanarak davalı MB şirketindeki diğer davalıya ait %51 hissenin tamamının dava dışı şirkete devredilmesini talep ettiğini, talebin de müvekkili Ayser şirketine ödemesi gereken bedeli ve müvekkilinin yaptığı yatırım masraflarını ne şekilde ödeyeceğini açıklamadığını, davacının taleplerinin yasal olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, sözleşmenin yasal şekil şartlarına aykırı olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dayandığı ikale sözleşmesi başlıklıklı sözleşmenin davalı ... şirketinin sahibi olduğu, diğer davalı şirketteki hissesinin belirlenmiş olan bedel karşılığında davacı şirkete veya davacı şirketin bildireceği üçüncü kişiye devredilmesi vadini içerdiğinden bu sözleşmeye dayanılarak açılan davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımının sözleşme tarihinden itibaren işlemeye başladığı, 6098 sayılı Kanun'un 153 ve 154 üncü maddesinde yazılı zamanaşımının işlemeye başlamasını engelleyen, zamanaşımını durduran yada zamanaşımının kesilmesini gerektiren hallerin mevcut olmadığı, sözleşme tarihinden davanın açıldığı tarih olan 26.05.2021 tarihine kadar beş yıldan fazla sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini, tahkikat aşamasının bittiği tefhim edilmeden sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verildiğini, sözlü yargılama için gün tayin edilmediğini, davanın zamanaşımına uğramadığını, dayanak sözleşmenin karma nitelikte bir sözleşme olup, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davalıların zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, zamanaşımının iflas kararıyla kesildiğini, borç doğduğu halde ifa zamanının gelmediğini, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu zamandan itibaren işlemeye başlayacağını, sözleşmede muacceliyete ilişkin geciktirici şart bulunduğunu, muacceliyete ilişkin müvekkilinin ihtarnamesinin yok sayıldığını, müvekkili tarafından gönderilen ihtarname esas alındığında dahi davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının anlaşılacağını, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının gerekçesiz bir şekilde hükümle kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin üstün ve öncelikli hukuki yararının sözleşmenin aynen ifasında bulunduğunu belirterek davalı ... şirketinin diğer davalı şirkette sahip olduğu hisselerin devrinin müvekkilinin hakkını elde etmesini önemli ölçüde zorlaştıracağı veya imkansız hale getireceğini, bu nedenle davalı ... şirketinin diğer davalı şirkette sahip olduğu hisselerin devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi kapsamında yargılama aşamasında davacı vekilinin dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi üzerine 31.05.2021 tarihli ara karar ile dava sonuna kadar davalı ... şirketinin diğer davalı şirkette sahip olduğu 14.400 hissesinin üzerine davalılarca üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, hisselerin değeri üzerinden %20 oranında teminat alınmasına karar verildiği, yapılan yargılama sonunda 09.12.2021 tarihli celsede esas hakkında hüküm ile birlikte 31.05.2021 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına hükmedildiği, ihtiyati tedbirin kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki koruma olduğu, davalı yanın süresinde ileri sürdüğü zaman aşımı itirazı gözetilerek davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 389 ve devamı maddeleri kapsamında koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin esas hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede, mahkemece 09.12.2021 tarihli celsede davacı ve davalılar vekillerinin katılımı ile duruşma yapılarak uyuşmazlık tespit edildikten sonra davalılar vekilinin zamanaşımı itirazı değerlendirilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, davacı yanın hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, davacı ile davalı ... arasında akdedilen 14.11.2012 tarihli ikale sözleşmesi başlıklı sözleşmenin, davalı ... şirketinin diğer davalı şirkette sahip olduğu hisselerini davacıya devir vaadini içerdiği, anılan sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrasında bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileriyle ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun düzenlendiği, mahkemece, davaya dayanak sözleşmenin 14.11.2012 tarihi ile davanın açıldığı tarihi olan 26.05.2021 tarihi arasında 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf aşamasındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine, esas yönünden de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, şirket hissesinin belirlenen bedel karşılığında devri vaadini içeren 14.11.2012 tarihli ikale sözleşmesinden kaynaklanan hisse devri, devrin tescili ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 153 ve 154 üncü maddeleri.

Dava, ikale sözleşmesinden kaynaklanan hisse devri ve ceza şart alacağı istemine ilişkin olup, Mahkemece açılan davanın 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımının sözleşme tarihinden itibaren işlemeye başladığı, sözleşme tarihinden davanın açıldığı tarih olan 26.05.2021 tarihine kadar beş yıldan fazla sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 147 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) nolu bendinde ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde de zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı, alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde ise bu bildirimin yapılabileceği günden itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki 14.11.2012 tarihli ikale sözleşmesinin 5 inci maddesinde davacının hisse devri ile ilgili tek taraflı yazılı bildiriminden itibaren 14 (on dört) gün içerisinde davalı şirket tarafından diğer davalı şirket hisselerinin davacı şirkete veya davacı şirketin bildirdiği 3. kişiye devredilmesi için EPDK'ya başvurulacağının belirtildiği, davalı ... şirketinin diğer davalı şirket tarafından yapılacak bu hisse devri başvurusunun zamanında yapılacağını şayet davalı ..., bu hisse devri başvurusunu davacı şirketin talebi üzerine 14 (on dört) gün içerisinde yapmaz ise ilgili işlemin yapılmadığı her gün için günlük 20.000,00 euro cezai şartı ödemeyi görülmüştür. Davacı şirket tarafından da, taraflar arasındaki ikale sözleşmesininin 5. maddesi uyarınca 07.10.2016 tarihli ihtarname ile hisse devri ile cezai şarta ilişkin olarak davalı şirketlere yazılı bildirimde bulunulmuştur. Bu durumda, Mahkemece davacının 07.10.2016 tarihinde göndermiş olduğu ihtarnamenin taraflar arasındaki 14.11.2012 tarihli ikale sözleşmesinin 5. maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin zamanaşımı bakımından birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.