Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "keyf" "keyfe şekil", "keyfedüş" ibareli markaların bulunduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “KEYF” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere yaptığı başvuruya yapılan itirazın kısmen yerinde görüldüğünü, bu karara başvurunun tümden reddi istemiyle yaptıkları itirazın da YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun tümden reddinin gerektiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin olduğunu, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış olduklarını ve bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2015-M-5015 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
2.Davalı ... (TÜRK PATENT) vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiası bakımından delil sunmadığı, dolayısıyla aynı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında bir değerlendirme yapma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinde, keyf ve keyfe markaları ile dava konusu başvuru arasında benzerlik olsa da emtia sınıflarında benzerlik olmamasından dolayı karıştırılma ihtimalinin olmadığı kanısına varıldığının belirtildiğini ancak müvekkili markasının tanınmış marka olması dolayısıyla bu gerekçenin yerinde olmadığını, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin yıllardır "keyf" ibareli markaların tescilini aldığını ve mağazalarında yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin keyf ibareli markalar ile seri marka yaratma gayreti içinde olduğunu ve davalı markasının bu şekilde tescil edilmesi halinde müvekkili markasının seri markası olduğu izlenimi oluşabileceğini, mahkemece verilen kararda ''ortalama tüketici tarafından karıştırılmayacağı, ibarenin ayırt edici özelliğinin düşük olduğu'' belirtilmiş ise de bu değerlendirmeye katılmanın mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafın "keyf" ve "keyfe" ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik mevcut ise de bu markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle dava konusu başvurunun kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, bu nedenle anılan markalar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, bu markaların tanınmış olduklarının da dosya kapsamı ile ispat edilemediği, bunun dışında davacının itirazına mesnet "KEYFEDÜŞ" ibareli marka ile dava konusu başvuru arasında işaretler yönünden bir benzerlik olmadığı, zira işitsel ve görsel olarak markalar farklı oldukları gibi anlamsal yönden de farklılık bulunduğu, dolayısıyla bu marka yönünden de koşulların gerçekleşmediği, yine bu markanın da tanınmışlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK' nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.