Beraat, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi; beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına talebine ilişkindir.

Olay tutanağına göre, 25.09.2014 tarihinde, güvenlik güçleri tarafından otogar içerisinde durumundan şüphelenilen sanığın kimlik kontrolünün yapıldığı, elindeki valizde ne olduğunun sorulması üzerine sanığın tedirgin hareketlerde bulunarak elbise ve sigara bulunduğunu beyan ettiği, valizde yapılan aramada 98 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında; İstanbul'da inşaat işçisi olarak çalıştığını, sigaraları izne geldiği memleketi Erzurum'dan dönüşte seyyar satıcıdan aldığını, hem içmek hem iş arkadaşlarıyla paylaşmak için aldığını, zaten iş arkadaşlarının bunun için kendisine para verdiğini, ticari amacının olmadığını beyan etmiştir.

Dosya kapsamına göre sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca hal olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, sanığın kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair ikrarının da olmadığı cihetle, Anayasa'nın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve yine aynı Kanun'un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdire, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Gümrük idaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.