HÜKÜM:
Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafın "KÜLTÜR" markasının tescilini aldığını, işbu dava tarihine kadar taraflar arasında süregelen ve “KÜLTÜR” ibaresinin kullanımı ve hak sahipliği hakkında görülen tüm davaların müvekkilleri lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, davalı şirketin müvekkillerinin fiili kullanımını içeren "KÜLTÜR" ibareli markaları tescil ettirip kullanmaya başladığını, bu şekilde 30 marka tescili bulunduğunu, bu markaların çoğunun fiilen kullanılmayan ve kullanılmayacak markalar olduğunu ve müvekkilleri ile arasında ticari ve organik bir bağ varmış izlenimi yaratmaya çalıştığını, müvekkilleri Kültür Hizmetleri A.Ş. ve T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi’nin eğitimci Akıngüç ailesinin yoğun emek ve çabalarıyla kurulduğunu, Halil Akıngüç’ün Türkiye’nin ilk özel dershanesi olan Kültür Dersevini 1932 yılında kurduğunu, "KÜLTÜR" ibaresinin eğitim öğretim hizmetleri alanında gerçek ve üstün hak sahibinin müvekkili KÜLTÜR HİZMETLERİ A.Ş. olduğunu, bu durumun kesinleşmiş mahkeme, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla sabit bulunduğunu, dava konusu markada esas unsur olarak yer alan “KÜLTÜR” ibaresini eğitim hizmetleri ve özel okul faaliyetleri alanında ilk olarak müvekkili kardeş kurumların kullandığını, hali hazırda kullandıklarının da tartışmasız olduğunu, aynı zamanda "KÜLTÜR" ibaresiyle 16. sınıf kapsamında birçok basılı evrak, kitap, dergi, süreli ve süresiz yayınlarının mevcut bulunduğunu, bu haliyle üstün ve öncelik hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, her iki markanın da 41. sınıfta kullanıldığını, markaların hem işitsel hem anlam hem de sınıf bakımından ayniyet ve/veya büyük benzerlik taşıdığını, dava konusu 2015/36241 sayılı “KÜLTÜR YAYINCILIK çöz bitir çöz getir” markasının müvekkili kurumun tescilli/tescilsiz marka ve hizmetlerinin devamı, serisi olarak anlaşılma tehlikesinin bulunduğunu ve bu markaların seri marka imajı yaratmasından dolayı tüketiciler açısından iltibas meydana geldiğini, davalının bu kullanımı nedeniyle müvekkillerinin maddi ve manevi büyük zarar yaşamasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2016-M-10669 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin "KÜLTÜR" ve "KÜLTÜR" esas unsurlu markalarını uzun yıllardan bu yana adına tescil ettirip kullanarak, bu markalara ayırt edicilik kazandırdığını, Kültür Dershanelerinin 1979 yılında “öyle bir genç ki kültür’lü” iddiasıyla Mehmet Nuri Güleç tarafından kurularak eğitim hizmeti vermeye başlandığını, müvekkili şirkete ait başvuru markası değerlendirildiğinde bu markada davacılar tarafından iddia edildiği gibi “KÜLTÜR” ibaresinin tek başına, diğer bir deyişle başlı başına tek unsur olarak yer almadığını, “KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir + şekil” ibareli başvuru markası bir bütün olarak ele alındığında davacıların markalarından farklı olduğunu, markalar arasında okunuş, fonetik ve genel intiba olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacılardan herhangi biri tarafından açılan, karara bağlanan, kesinleşen hiçbir hükümsüzlük kararı bulunmadığını, her marka başvurusunun işaret anlamında düzenlenme şekli ve içerdiği ibareler itibariyle farklı olabileceği gibi kapsamlarında yer alan mal ve/veya hizmet sınıflarının da farklılık gösterebildiğini, bu sebeple de her marka başvurusunun ve aynı zamanda işbu markalar ile ilgili açılmış dava dosyalarının kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu hususlar çerçevesinde müvekkili şirketin değil davacı tarafın huzurdaki dava, iddia ve beyanlarında kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2015/36241 sayılı “KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir+şekil” ibareli marka başvurusu ile "KÜLTÜR" ibareli davacı şirket markalarının benzer olduğu, başvurunun kapsadığı tüm mal ve hizmetler bakımından emtia listelerinin aynı/aynı tür bulunduğu ve markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimali olduğu, davacı ...Ş.’nin, “KÜLTÜR” ibaresi üzerinde “eğitim ve öğretim hizmetleri” bakımından, tescilsiz markadan kaynaklı (önceki kullanıma dayalı) sınai bir hakkı bulunduğu ve bu hizmetler itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı markasının tescilini engelleme yetkisinin olduğu, davacıların "İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ" ve "KÜLTÜR KOLEJİ" ibareli markalarının dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 27.04.2015 tarihi itibariyle “eğitim ve öğretim hizmetleri” sektöründe tanınmış marka statüsünde bulunduğu ve tanınmışlığın iltibas ihtimalini arttırdığı, davacı ...Ş.’nin ticaret unvanının, “41/01 Eğitim ve öğretim hizmetleri.” itibariyle, 2015/36241 sayılı “KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir + şekil” markası yönünden 556 sayılı KHK’nin 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tescil engeli oluşturduğu, davalı şirketin “KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir + şekil” ibareli dava konusu marka başvurusu yönünden, önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK' in 28.10.2016 tarih 2016-M-10669 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2015/36241 sayılı "KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir+şekil" ibareli markanın tescilli olduğu 16. ve 41. sınıf tüm alt gruplar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "KÜLTÜR" esas unsurlu markalarını uzun yıllardan bu yana adına tescil ettirip kullanarak bu markalara ayırt edicilik kazandırdığını, dava konusu "KÜLTÜR YAYINCILIK Çöz Bitir Çöz Getir+şekil" markası değerlendirildiğinde; bu markada davacılar tarafından iddia edildiği gibi "KÜLTÜR" ibaresinin tek başına, tek unsur olarak yer almadığını, bir bütün olarak dava konusu marka ile davacı taraflara ait olduğu iddia edilen markalar arasında okunuş, fonetik ve genel intiba olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olan "KÜLTÜR" ibaresinin, 41. sınıfta yer alan hizmetlerin kullanıcılarının daha dikkatli ve seçici kişilerden oluşması nedeniyle markaların karıştırılmasına yol açmayacağını, Yargıtay'ın emsal kararının da bu yönde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, 41. sınıf hizmetler yönünden "KÜLTÜR" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, bu yönde mahkeme kararlarının bulunduğunu, dava konusu YİDK kararının verildiği tarihte, davacılar tarafından dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli delilin sunulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu davanın davacısı ile davalı şirket arasında görülüp sonuçlanan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu incelemesinden geçen dosyada verilen kararda açıkça, davalının markasal kullanımının en başından beri kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli 1998/193134 ve 195160 numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 'nin 11.04.2018 tarih ve 2016/9432 E., 2018/2605 K. sayılı ilamı ile onandığı, böylelikle davalı için hukuk dünyasında varlık kazanan "KÜLTÜR" esas unsurlu markalarını kullanmasının en başından beri kötü niyetli olduğu gerekçesinin, işbu davada da davalı şirket başvurusu yönünden geçerli olmadığının söylenmesinin, yargı kararları arasında çelişki yaratacağı ve mümkün olmayacağı, bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin bu yöne ilişkin gerekçesinin yerinde bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2209 E., 2020/351 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin diğer gerekçelerinde de bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK' nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3 ve 5 inci fıkraları.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.