B O Z M A Ü Z E R İ N E

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Kısmen kabul

Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 100.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 22.372,51 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.01.2022 tarih 2020/10593 Esas - 2022/536 Karar sayılı ilamıyla: " aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığı, gözaltına alındığı gün farklı olay ve soruşturma dosyaları nedeniyle de hakkında tutuklama kararı verilip verilmediği, verilmiş olması halinde bahse konu soruşturma dosyalarının sonuçlarının ve davacının tutuklu kaldığı sürenin başka mahkumiyetinden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi, kabule göre de; davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması, maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "24.656,17" TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın altında kalacak şekilde "22.372,51" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine eksik maddi tazminata ve davacı lehine tayin olunan tazminat miktarı dikkate alınarak 3.884,70 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 3.600 TL maktu vekalet ücretine hükmolunmasının" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 24.656,17 TL maddi, 50.000 TL manevi tutuklanma tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın süresinde açılmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, tazminat şartlarının oluşmadığına, davacının kusuru bulunduğuna, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, faize hükmedilmemesi gerektiğine, vekalet ücretine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 Esas – 2015/438 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan 23.06.2011 – 28.03.2014 tarihleri arasında 2 yıl 9 ay 5 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 07.12.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1- Davacı hakkında tutuklanmasına neden olan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan beraat kararı verilmiş ise de, aynı ceza dosyasında davacı hakkında beraat kararı ile birlikte tutuklanmadığı diğer bir takım suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulduğu ve davacının tutuklu kaldığı sürelerin mahsubuna karar verildiği, temyiz incelemesi sırasında Dairemizce UYAP sistemi üzerinden temin edilen davacının adli sicil kaydına göre; davacı hakkında tazminata esas ceza dosyasında yukarıda bahsedilen iş bu mahkumiyet hükümlerinin; 5237 sayılı TCK'nın 109/2 maddesi gereğince 4 yıl 4 ay hapis,TCK'nın 109/2 maddesi gereğince 4 yıl hapis, TCK'nın 149/1-c maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis, TCK'nın 141/1 maddesi gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası olduğunun anlaşılması karşısında; haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, belirtilen mahkumiyet hükümlerinin ne şekilde infaz edildiği, hükümlülüklerinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan tutuklu kaldığı süreden mahsup edilip edilmediği, mahsup edilmiş ise ne kadarının mahsup edildiği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Kabule göre de; 25.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından; karar tarihi ve hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 10.250 TL maktu vekalet ücretini geçemeyeceğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CUMK'un 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.