Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2015/338 Esas, 2018/290 Karar sayılı kararıyla davanın davanın kısmen kabulü ile davacıların elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin feragat nedeniyle reddine, davacıların ecrimisil taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı, davalı vekili tarafından bu karara ilişkin istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, 25.03.2019 tarihli ve 2018/2193 Esas, 2019/669 Karar sayılı kararı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacıların davasının elatmasının önlenmesi ve kal talepleri yönünden feragat nedeni ile reddine, ecrimisil istemi yönünden reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacılar vekili tarafından bu karara ilişkin temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili; dava konusu 990 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 195.598 m2'lik taşınmazın 967 m2'sinin vekil edenlerine ait olduğunu, bu adanın uzun süredir davalı tarafça sosyal konut alanı olarak kullanıldığını, davalının davacılara ait yeri kamulaştırmaya da yanaşmadığını, şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müdahalenin men'i ve kal, güvenlik duvarlarının yıkılması ve güvenlik görevlilerinin kaldırılmasını talep etmiş, 18.05.2018 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu uyarınca ecrimisil talebini 149.400,00 TL üzerinden bedel artırımı yapmıştır.
Davalı vekili; taşınmaz uzun süredir kamuya tahsisli olduğundan kamulaştırma yapılmasa dahi kal istenemeyeceğini, davacıların hissedar olduğu yerin İmar Kanunu 18. madde uygulaması sonucu site sahasında kaldığını, şuyuulandırmanın sadece zemine ilişkin olabileceğinden kal talebinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davacıların elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin feragat nedeniyle reddine, davacıların ecrimisil taleplerinin kısmen kabulü ile toplam 123.133,33 TL ecrimisil bedelinin talep gereği dava tarihi olan 02.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesince 25.03.2019 tarihli kararla, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların davasının; elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden feragat nedeni ile reddine, ecrimisil istemi yönünden reddine karar verilmiştir. Bu karar süresinde davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir . Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 990 ada 1 parselin 195.598,00 m2 yüzölçümlü arsa vasfında olup, davacılar, davalı ve diğer üçüncü gerçek kişiler adlarına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olup, 990 ada 1 nolu parselin öncesinde 148 ada 169 parsel nolu taşınmaz olup, 05.09.2001 tarihinde 1614 yevmiye numaralı işlem ile imar uygulaması görmesi ile oluştuğu, 148 ada 169 parselin ise ilk halinin 148 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olup, 16.08,1995 tarihli ve 1883 yevmiye numaralı imar uygulaması işlemi ile oluştuğu, davacıların taşınmazda imar uygulaması ile hisse sahibi oldukları, taşınmazın tamamı üzerinde tek katlı, iki katlı, üç katlı lojman binaları ile sosyal tesis binaları, okul, kantin, su deposu ve spor alanları ile beton yollar bulunduğu, taşınmaz üzerindeki sosyal tesis ve diğer yapıların davacıların imar uygulaması ile hisse sahibi oldukları tarihten önce de var olduğunun tarafların kabulünde olduğu, taşınmazın çevresi beton ihata duvarı üzerine profiller arasında kafes tel örgü çerçevelerle çevrili olduğu, davacıların taşınmazda hiç yer kullanmadığı, davacılar vekili, 22.02.2018 tarihli 9 nolu celsede vekaletnamedeki yetkisine istinaden müdahalenin meni ve ecrimisil taleplerinden feragat ettiği, davacıların dava tarihinden geriye dönük 5 yıl ecrimisil talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, taşınmaz üzerindeki sosyal tesis ve yapıların davalı kuruma ait olduğunun tarafların kabulünde olduğu ve taşınmazın çevresi beton ihata duvarı üzerine profiller arasında kafes tel örgü çerçevelerle çevrili olması sebebiyle davacıların kullanacağı ve kullanabileceği bir yer olmadığını nazara alınarak, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları doğrultusunda boş arsa niteliğine göre emsal araştırması yapılıp, ecrimisil istenilen ilk dönem başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, sonraki dönemler için ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle miktarın belirlenerek davacıların taşınmazdaki hisseleri oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, taşınmazın imar uygulaması gördüğü, idari kararla oluşan bir durum söz konusu bulunduğu ve davalı kötü niyetli sayılamayacağından ecrimisile hükmedilemeyeceği gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK'nin 371.maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.