TCK'nın 85/2, 22/3,62/1,63,53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet, sürücü belgesinin geri alınması

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay tarihinde yol yapım çalışması nedeniyle bölünmüş karayolunun Afyon istikametine olan bölümünde trafiğin iki yönlü olarak kullanıldığı, gidiş-gelişe ayrıldığı levha ile işaretlenmiş bulunan bu yolda sanığın idaresindeki araçla seyri sırasında sollama yasağı bulunan yerde önündeki aracı sollayıp şerit ihlali ile karşı yönden gelen ölenin aracı ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda; sollama yasağı ve hız tahdit levhasının bulunmasına rağmen sollama ve takograf kaydına göre 100-110 km. hız yaparak ölenin aracına çarpmış olan sanığın eylemini bilinçli taksir halinde gerçekleştirmiş olduğu anlaşıldığından; tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanık hakkında hükmedilen temel cezada TCK'nın 22/3 maddesi ile artırım yapılırken TCK'nın 22/3 maddesinde cezanın üçte birden yarısına kadar arttırılabileceği amir hükmüne rağmen ¼ oranında arttırım yapılarak sanık hakkında eksik ceza tayini mahalli Cumhuriyet savcısının temyizinin sanık lehine olması nedeniyle aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının bilinçli taksirin bulunmadığına ve sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak, düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olmakla, "güttüğü amaç ve saiki'' ibaresine ilişkin bendin hüküm fıkrasından çıkarılarak, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.