Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2016/76 Esas, 2016/358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.12.2020 tarihli ve 2016/347164 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Katılan vekilinin temyiz isteği;

1.Suçun unsurlarının oluştuğuna,

2.Eksik inceleme yapıldığına,

İlişkindir.

Yerel Mahkemenin Kabulü
1."İddia, savunma, beyanlar, tanıklar beyanları, tutanaklar, ile tüm dosya kapsamıyla yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar sanık ... hakkında izinsiz olarak kazı yapmak suçundan 2863 sayılı Kanun'un 74/1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın "Suça konu taşınmaz babamın arazisidir. Ancak ekimini birlikte yapmaktayız. Babam yaşlıdır. Ekim ve bakım işinde yardımcı olmaktayım. Başka taşınmazımda serada ilgilenirken jandarma gelip, kazı olduğunu söylediler. Beraber kazı yapılan yere gittik. Ben bu sebeple kazı yapıldığını öğrendim. Suç tarihinde tarlada değildim. En son Haziran ayında tarlayı biçtirmek için gitmiştim" şeklinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğine dair savunması, tanıklar ... ve ...'ın ise " Olay yerinde yapılan araştırmada tarlada ve çevresinde suç unsuruna ve şüpheli şahıslara rastlamadık." şeklinde itibar edilen beyanları göz önünde bulundurularak, sanığın müsnet suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispat eder, cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği nazara alınarak, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir.

2. Sanık savunmasında; "Ben daha önce bu hususta hazırlıkta ifade vermiştim aynısını tekrar ederim. Suça konu taşınmaz babamın arazisidir. Ancak ekimini birlikte yapmaktayız. Babam yaşlıdır. Ekim ve bakım işinde yardımcı olmaktayım. Başka taşınmazımda serada ilgilenirken jandarma gelip, kazı olduğunu söylediler. Beraber kazı yapılan yere gittik. Ben bu sebeple kazı yapıldığını öğrendim. Suç tarihinde tarlada değildim. En son Haziran ayında tarlayı biçtirmek için gitmiştim. Jandarmada tarlanın ekimini ben yaptığım için ifademi aldılar. Kazıyı kimin yaptığı bilinmiyor. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Suçsuzum. Beraatimi talep ederim" demiştir.

3. Tanık ... beyanında; "Ben bu konuda daha önce hazırlıkta ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim. Köy kahvehanesinde sohbet esnasında suça konu yerde kazı yapıldığını duydum. Jandarmaya haber verildi. Suça konu yere sanık ve jandarma ile birlikte gittik. Gittiğimizde olay yerinde kimse yoktu. Sanıkta kazı yapmadığını, en son Haziran ayında bu tarlaya biçmek için geldiğini jandarmaya söyledi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Yapmış olduğum tanıklık için herhangi bir ücret talebim yoktur." demiştir.

4. Tanık ... beyanında; "20/12/2015 tarihli görgü tespit tutanağındaki imza bana aittir. Olay günü Büyükköy Mahallesi Höyüktepe mevkiinde izinsiz kazı olayını meydana geldiği ihbarı üzerine tarlanın sahibi sanığın serada olduğunu öğrenerek, sanığı da alarak, kazının yapıldığı tarlaya gittik. Olay yerine gidildiğinde, tarlanın doğusundan batısına doğru 20 metre kuzeyinden güneyine doğru 2 metre kadar gidildiğinde, yaklaşık olarak 130 cm yüzey toprağı kazılarak etrafa atılmış olduğu ve toprağa gömülü 90 cm derinliğinde küpün olduğu, ağız kısmının kırılmış olduğu, yine içerisinde toprak yığını olan küpün olduğunu gördük. Olay yerinde yapılan araştırmada tarlada ve çevresinde suç unsuruna ve şüpheli şahıslara rastlamadık. ... Müze Müdürlüğü'nden personeller gelerek, gerekli incelemeleri yaptılar. Sanıkla sözlü mülakatta söz konusu tarlayı babasına ait olduğu, ancak ekimini birlikte yaptıkları, uzun zamandır bu taşınmaza gelmediğini, en son geldiğinde de herhangi bir kazının olmadığını söyledi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Yapmış olduğum tanıklık için herhangi bir ücret talebim yoktur." demiştir.

1.Olay günü saat 12.00 sıralarında Höyük tepe mevkiinde kazı yapıldığı ihbarı üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, dava konusu yerin sanığa ait olduğu, 30 cm lik yüzeyin kazılarak toprağın kenara atılmış olduğu, toprağa gömülü halde 90 cm derinliğinde 130 cm eninde toprak küp olduğu, ağız kısmının kırılmış olduğu hususlarının tespit edildiği, olay yerinde herhangi bir şüpheliye rastlanmadığı, sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, dava konusu yerin babasına ait olduğunu, yaşlı olması nedeniyle tarlanın ekimini kendisinin yaptığını, ancak kazı yapmadığını, olay günü de kazı ihbarı üzerine kolluk ekipleri ile birlikte olay yerine gittiğini beyan ettiği dosya kapsamında, sanığın kazı yaparken suç üstü yakalanmadığı, üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2016/76 Esas, 2016/358 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.