SUÇLAR: Hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığına, beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası, 216 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli kararı ile hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1. Hakaretin karşılıklı olmayıp sanık tarafından önce hakaret edildiğine, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararının hatalı olduğuna,
2. Sanığın ayrıca aynı Kanun'un 216 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı 02.06.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2024 tarihinde karar verildi.