Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2010 tarihli ve 2008/567 Esas, 2010/198 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 04.05.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Sanığın denetim süresi içerisinde 04.08.2014 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan verilen 3.000,00 TL adli para cezasına ilişkin kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmü nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine duruşma açılıp yapılan yargılama sonucunda, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/576 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; suça konu nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin bulunmaması sebebiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle tebliğname düzenlenmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.

Sanık hakkında, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak İ.F.'nin kimlik bilgilerini ihtiva eden suça konu nüfus cüzdanını kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın ikrarı, fotoğraf değişikliği suretiyle değişiklik yapıldığı tespit edilen suça konu nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin bulunduğuna dair 01.12.2008 tarihli ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (son) cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.05.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 04.08.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede:

1. Dosya arasında bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan incelemede, söz konusu belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun belirlenmesi, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılması karşısında, Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve aşağıda gösterilen bozma nedeni dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Adli emanet memurluğunun 2008/494 sırasında kayıtlı suça konu nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine hükmedilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/576 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği "TCK'nun 54 maddesi gereğince müsaderesi ile" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.