Mahkûmiyet, eşya müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2013/362 Esas, 2014/367 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan neticeten 2 yıl 6 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suç eşyalarının müsaderesine karar verilmiştir.

2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 05.05.2020 tarihli ve 2019/13528 Esas, 2020/3067 Karar sayılı ilamıyla, 15.04.2020 tarihli ve 2020/31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişiklikler uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/372 Esas, 2020/466 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan neticeten 2 yıl 6 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suç eşyalarının müsaderesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğine, kamu zararının bildirilmediğine, cezanın ertelenmesi veya paraya çevrilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

1.Kolluk görevlilerince yapılan çalışmalarda sanığın işlettiği ..........,Gıda isimli işyerinde kaçak sigara satıldığına ilişkin bilgiler edinilmesi üzerine, Bor Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2013 tarihli ve 2013/250 değişik iş sayılı arama kararına istinaden usulüne uygun olarak yapılan aramada işyerinde değişik markalarda toplam 784 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, olay tarihinde Ulukışla kavşağında bir dinlenme tesisinde daha önce tanımadığı bir kamyon şoföründen iddianameye konu sigaraları, yanında çalışan tarım işçilerine vermek için aldığını, satmak amacı ile satın almadığını beyan etmiş, bozma sonrasında kendisine bildirilen gümrüklenmiş değerin iki katını maddi gücü nedeniyle ödeyemeyeceğini ifade etmiştir.

3.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dosya içerisinde bulunmakta olup, suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamasına göre"pek hafif" değerde olduğu anlaşılmıştır.

Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanağı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile mahkûmiyet hükmü kurulmasında, bir isabetsizlik görülmemiştir.

1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü ” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenleme de göz önüne alınarak, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlarla değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin beşinci, onuncu,yirmiüçüncü ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın
hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 ncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; incelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 01.07.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 02.10.2013 olduğu,
UYAP Sisteminde yapılan kontrolde;
Yargılaması devam ettiği anlaşılan Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/213 Esas sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihlerinin sırasıyla 25.06.2013,31.07.2013, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 12.09.2013,11.12.2013 olduğu, Dairemizin 2022/16830 Esas sırasında kayıtlı aynı mahkemenin 2020/888 Esas, 2021/683 Karar sayılı dosyasında ise suç tarihinin 19.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin 18.04.2014 olduğu,

Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, anılan dosyaların incelenip, gerektiğinde birleştirilerek, sanığın bu eylemleri bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 ncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2020/372 Esas, 2020/466 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.