İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2018/434 Esas, 2019/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.04.2021 tarihli ve 2020/538 Esas, 2022/955 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi; özetle eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle suçun vasfına, Türk Ceza Kanunu'nun 36 ncı, 25 inci ve 27 inci maddelerinin uygulanması ve haksız tahrik hükümleri tatbik edilirken üst sınırdan indirim yapılması gerektiğine, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ... ile katılan ...'ın arkadaş oldukları, olay günü katılan ...'ın, sanık ... ile mahkememizde tanık olarak dinlenen Bedri Zafer S.'yi evine davet ettiği, birlikte alkollü içki içtikleri, ilerleyen saatlerde sanık ...'ın evden ayrıldığı, sokaktayken 7-8 kişiden oluşan bir grupla tartışması üzerine kendisine yardım etmesi için katılan ...'ı aradığı, katılan ...'ın ise telefonda sanık ...'a sinkaflı şekilde hakaret ettiği, akabinde sanık ...'ın katılan ...'ın evine gelerek kapıyı çaldığı, sanık ...'ın katılan ...'a " kime küfrediyorsun" diyerek hesap sorması üzerine katılan ...'ın elinde bulunan çekiçle sanık ...'a vurmak suretiyle onu darp ettiği, akabinde sanık ...'ın Bayram'ın elindeki çekici alıp çekiçle vurmak suretiyle ve Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 04.09.2019 tarihli raporunda belirtildiği üzere sol maksiller sinüste, nazal kemikte, sol orbita medial ve lateral duvarda parçalı kırıklar, sol parietalde yüksek konveksitede çökme kırığı, pnömosefali, çökme kırığı komşuluğunda hemorajik kontüzyona neden olacak şekilde Bayram'ı yaraladığı, katılan ...'daki mevcut yaralanmanın yaşamsal tehlikeye ve kemik kırıklarına neden olduğu, saptanan kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarını 6 (ağır) derecede etkilediği, maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmaları, katılan ve tanık anlatımları, yaralanmaya ilişkin raporlar, nüfus ve adli sicil kayıt örneği, kolluk ve araştırma tutanakları ve yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, Adli Tıp Kurumunun
04.09.2018 ve 04.09.2019 tarihli raporlarında katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığının ve kemik kırıklarının hayati işlevlerini ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğunun belirtildiği, sanığın kullandığı silahın niteliği, öldürmeye elverişli oluşu, hedef alınan vücut bölgesi ve yaralanmanın niteliği dikkate alındığında kastının öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, katılanı yaraladıktan sonra sanığın olay yerinden kaçtığının kabulü karşısında 5237 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, sanığın eyleminde, meşru savunmanın koşullarından biri olan “saldırı ile savunma arasında orantılılık” şartı gerçekleşmediğinden ve meşru savunmadaki sınırın mazur görülebilecek şekilde aşılmadığından, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 25 ve 27 nci maddelerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranışın ulaştığı boyut dikkate alındığında indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.04.2021 tarihli ve 2020/538 Esas, 2021/955 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.