Esastan ret

SAYISI: 2017/211 E., 2019/493 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davalı vekili tarafından duruşmasız, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı asıl dava dilekçesinde; eşi ile davalı bankada müşterek hesaplarının olduğunu, bilgi ve onayı olmaksızın eşine hesaptan 25.000,00 euro ödenmesinden dolayı oluşan zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 30.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebi 138.250,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile eşinin tasarruf hakkını birlikte kullanabilecekleri hesaptaki uyarının silinmesi üzerine davacının eşine talebi üzerine 25.000,00 euro ödendiğini, davacının eşinin 15.05.2014 tarihli yazı ile gerektiğinde davacıya en fazla 8.000,00 euro ödeme yapılabileceğine dair talimat verdiğini 20.06.2016 tarihinde şubeye giderek müşterek imza olmadan hesaptan para çekilmemesini istediğini, ancak 14.07.2016 tarihinde de davacıya hesaptan 8.000,00 euro ödeme yapıldığını, yetkisiz bu işlemler sebebi ile hem davacının hem de dava dışı eşinin çektiği miktar müşterek hesaba iade edildiğinden davanın konusuz kaldığını, davacı ile eşinin müvekkili banka ile imzaladıkları sözleşmenin bloke, takas ve mahsup hakkına ilişkin hükümleri çerçevesinde hesap üzerinde müvekkili bankanın hapis hakkının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ortak hesap sahibi ... ve eşi ...'ın pay oranlarının eşit olduğu, 28.01.2009 tarihli "İki Kişiye Ait İştirak Halindeki Hesaplarda Mudilerden Alınacak Teminat Mektubu Örneğinde" "...Tamamamızın müracaaat etmesi halinde tasarrufta bulunabileceğimizi" ibaresinin bulunduğu, 22.03.2011 tarihinde vadeli euro hesabının müşterek imza yetkisiyle açıldığı, davacının eşi ...'ın 15.05.2014 tarihli yazıda "ortak hesaptan lazım olduğunda davacının maksimum 8.000,00 euro alabileceği"ne dair beyanının yer aldığı ve yine davacı eşinin Salıpazarı Şubesine giderek müşterek hesaptan para çekilmesinin önlenmesine yönelik 20.02.2016 tarihli beyanının olduğu, davacının eşinin 16.06.2016 tarihinde münferit imza ile Etiler Şubesinden 25.000,00 euro çektiği, davacının da bu olayı öğrenerek hesabın sadece kendisine ait olduğunu, eşinin çektiği paranın iadesini istediği, aynı şekilde davacı tarafından da 14.07.2016 tarihinde 8.000,00 euro çekildiği, buna mukabil bankaya yapılan başvuru neticesinde bankanın özen sorumluluğu çerçevesinde mevduat faiziyle birlikte müşterek hesaba geri ödeme yaptığı, akabinde aynı müşterek hesaba bloke koyduğu, hesabın 19.12.2016 tarihinde iade tutarlarıyla birlikte 49.481,26 euro olduğu, her birinin eşit oranda 24.740,63 euro hakkının bulunduğu, ...'ın 25.000,00 euro yetkisiz para çekme işlemi üzerinde, ortak hesap bakiyesindeki payına düşen 24.740,63 euro için bankanın taraflar arasındaki sözleşmenin 42 nci maddesine dayanarak takas mahsup hakkını kullandığı, ...'ın yetkisi olmadığı halde çekmiş olduğu 8.000,00 euro için ortak hesap üzerindeki 8.000,00 euro hakkında davalı bankanın takas mahsup hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın müşterek hesaptan davacının onayı ve bilgisi olmadan ödeme yaptığından kusurlu olduğunu, bankanın davacının uğradığı zararı karşılamak zorunda olduğunu, davayı kabul eden bankanın yatırdığı paraya bloke koyduğunu, tevdi edilmiş alacakların takasa konu edilemeyeceğini, mevduat usulsüz tevdi edilmiş alacak olduğundan takas yapılamayacağını, bankacı bilirkişiden rapor alınmamasının eksiklik olduğunu ve itirazlarının karşılanmadığını, sözleşmenin tahkikat aşamasında sunulmasının savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğunu, takas mahsup hakkı hükümlerinin genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, davacının hesaptan çektiği 8.000,00 euro dava konusu olmadığı halde dava konusu yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve eşi tarafından, 28.01.2009 tarihinde Bireysel Ürün ve Hizmet Sözleşmesi ve İki Kişiye Ait İştirak Halinde Hesaplarda Mudilerden Alınacak Talimat Mektubu örneğinde; "ilgili euro hesap üzerinde tamamımızın müracaat etmesi halinde tasarrufta bulunabileceğimizi ... kabul ve beyan ederiz." denildiğinden iki hesap sahibi birlikte müracaat etmediği sürece hesapta tasarrufta bulunamayacakları, bu nedenle davalı bankanın davacının eşi tarafından tek başına hareketle çektiği bedelin hesaba iade edildiği, 28.01.2009 tarihli "İki Kişiye Ait İştirak Halinde Hesaplarda Mudilerden Alınacak Talimat Mektubu Örneği"nde "her birimizin hissesinin birbirine eşit olduğu" belirtildiğinden ortak hesap sahibi her bir kişinin pay oranlarının eşit olduğu, banka tarafından çekilen paranın iade edilmesinden sonra müşterek hesapta 49.481,26 euro olduğu bu miktarın yarısının 24.740,63 euro olduğu, bankanın sözleşmenin 42 nci maddesine dayalı olarak takas mahsup hakkının bulunduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki takas mahsup hakkına ilişkin 42 nci maddenin genel işlem koşulu niteliğinde kabul edilemeyeceği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tazminat davası reddedilen davacı aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek ...'a ödeme yapması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararı karşılamak zorunda olduğunu, davayı önce kabul eden 25.000,00 euro ile dava konusu edilmeyen 8.000,00 euroyu müvekkilinin hesabına ödeyen davalının, mahkemeyi yanıltarak yatırdığı paraya bloke koyduğunu, davalının borçlu olduğunu kabul ederek ödeme yaptığı halde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tevdi edilmiş alacakların takası kabil olmayan alacaklar olduğunu, banka mevduatı da usulsüz tevdii olduğundan bankanın mevduat sahibinden başka bir alacağı nedeniyle takas mahsubunun mümkün olmadığını, dava dışı ...'ın kendi payına düşen miktarı zaten çektiğini, hesap üzerinde hakkı kalmamasına rağmen davalının müvekkilinin hakkı olan kısım üzerinde ...'dan olan alacağına ilişkin olarak takas ve mahsup hakkını kullandığının kabul edilemeyeceğini, bankacı bilirkişiden rapor alınmadığından bu hususun açıklığa kavuşmadığını, tahkikat aşamasında sözleşmenin sunulmasının, savunmanın genişletilmesi olup sözleşmenin hacmi de düşünüldüğünde takas mahsup hakkını düzenleyen 42 nci maddenin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, yazılmamış sayılması gerektiğini, süresinde sunulmayan sözleşmenin delil olarak değerlendirilemeyeceğini, benzer bir davada banka aleyhine karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazını yineleyerek Bölge Adliye mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, tasarruf yetkisinin birlikte kullanılabileceği müşterek hesaptan, bankanın ihmali sebebi ile tek imza ile çekilen paranın iadesi istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Avukatlık asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.