İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mardin 5.Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2020 tarihli ve 2019/589 Esas, 2020/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/1412 Esas, 2020/1272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; özetle eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğundan
bahisle suçun vasfına, Türk Ceza Kanunu'nun 25 inci ve 29 uncu maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık ...'ın terör örgütüne karşı sempatisinin bulunduğu, ...'ın kardeşi Serdal'ın 2014 yılının sonlarına doğru katılanın ağabeyinin oğlunu dağa götürmek için kaçırmaya çalıştığı, katılan ve ailesinin bu şahsı yakalayarak gerekli işlemler için jandarmaya teslim ettiği, bu sebepten dolayı aralarında önceye dayalı husumet bulunduğu, sanığın olay öncesinde alkollü içki içtikten sonra dışarı çıktığı, katılanı yanında birkaç kişi ile dolaşırken gördüğü, katılanın yanındaki kişilerin gitmesini beklediği, bu kişiler gittikten sonra katılanı takip ettiği, katılanın arabasına bineceği esnada yarı otomatik tabanca ile baş bölgesini hedef alarak bir el ateş ettiği, ardından bel bölgesini hedef alarak bir el daha ateş ettiği, katılanın yere düştüğünü görünce olay yerinden kaçtığı, katılanın çene sol yan tarafta mermi giriş deliği, sağ yanakta çıkış deliği tespit edildiği, ilk atışta sanığın katılanın baş bölgesini hedef alması, katılanın ağız bölgesinden kan gelmesinden sonra da sanığın eylemine devam ederek bir el daha ateş etmesi ve bu atışın da katılanın batın bölgesine isabet etmesi, yaralanmanın niteliği ve derecesi, sanık ve katılan arasında sanıktan kaynaklandığı değerlendirilen önceye dayalı ve halen devam eden husumet bulunması hususları ile sanığın olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu kabul edilmiştir.

2. Sanık savunmaları, katılan ve tanık anlatımları, yaralanmaya ilişkin raporlar, nüfus ve adli sicil kayıt örneği, kamera kayıtları, kolluk ve araştırma tutanakları ve yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın kullandığı silahın
niteliği, öldürmeye elverişli oluşu, hedef alınan vücut bölgesi ve yaralanmanın niteliği dikkate alındığında kastının öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız bir saldırının olmaması karşısında sanık lehine 5237 Sayılı Kanun'un 25 ve 27 nci maddelerinin uygulama olanağının bulunmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranış bulunmadığından 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin uygulanma imkanının olmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/1412 Esas, 2020/1272 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 5. Ağır Ceza mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.