Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek en yüksek kredi faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkilinin tutuklandığı suç hakkında yargılanıp beraat ettiği ve dolayısıyla tazminata hak kazandığı gözetilmeksizin davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle kararı temyiz etmiştir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/118 Esas – 2020/155 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti ile uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yargılandığı, bu suçlar kapsamında 28.04.2013 - 24.09.2013 tarihleri arasında 149 gün tutuklu kaldığı, uyuşturucu madde ticareti suçundan beraat ettiği, beraat kararının 09.07.2020 tarihinde kesinleştiği, aynı dosyada kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu hakkında ise tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilerek ayrı bir hüküm tesis edildiği ve dolayısıyla her iki suç hakkında beraat etmesi halinde tazminata hak kazanabileceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının uyuşturucu madde imal ve ticareti ile uyuşturucu madde bulundurma suçlarından tutuklandığının anlaşıldığı, uyuşturucu madde imal ve ticareti yönünden beraat edip bu karar kesinleşmişse de; tutuklandığı diğer uyuşturucu madde bulundurma suçu hakkında TCK'nın 191. maddesi gereğince 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyulması halinde davanın düşeceği ve uyulmaması durumunda ise hüküm kurulacağına karar verildiği, kararın 01.10.2013 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, tazminat incelemesine ilişkin hüküm tarihi itibariyle denetim süresinin dolmuş olduğu ve bahse konu ceza dava dosyasının akıbetinin ve davacı hakkında verilip kesinleşen bir mahkumiyet veya düşme kararı bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre davacının hukuki durumunun tayin ve tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.