İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2018/162 Esas, 2018/170 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/127 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.01.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafilerinin temyiz istemi özetle;
1.Sanık hakkındaki delillerin sosyal medya paylaşımlarından ibaret olduğuna, paylaşımların hiçbirinin örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmadığına,
2.Sanığın çözüm sürecinde bu paylaşımların bir kısmını yaptığına, diğer bir kısım paylaşımları ise yapmadığına, mahkemece bu hususun araştırılmadığına,
3.Paylaşımların sanık tarafından yapıldığı kabul edilmemekle birlikte; facebook sayfasındaki paylaşımların başkasının paylaşımlarını paylaşmak suretiyle yapıldığına, bununla birlikte haber ajanslarından yapılan paylaşımlar söz konusu olduğuna, bu haberlere zaten sosyal medya üzerinden herkes ulaşabiliyorken bir başkasının habere konu videoları paylaşmasının propaganda suçu olarak kabul edilemeyeceğine, kabul etmemekle birlikte bir an için söz konusu paylaşımları sanığın yaptığı düşünülse bile propaganda suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına,
4.Yerel mahkemenin ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmasının hukuki izahı olmadığına,
5.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında temel ceza tayin edilirken; Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle TCK’nın 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/127 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.