Taraflar arasında görülen davada Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19/02/2016 gün ve 2014/982 - 2016/356 sayılı kararı onayan Daire'nin 05/02/2018 gün ve 2016/13157 - 2018/729 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalının daha önce müvekkili şirkete ortak olduğunu, ortak olduğu dönemde davalının kullanamadığı konut kredisinin müvekkili şirket tarafından çekilerek davalıya verildiğini, ancak davalının krediyi müvekkiline ödemediğini, ayrıca davalının şirkete bazı ilişkilerden dolayı da borcu olduğunu, bu durumun 05.04.2013 tarihli hesap mutabakatı ile imza altına alındığını ve davalının 102.160,00 TL şirkete borçlu olduğunun belirtildiğini, ancak geçen süre zarfında davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacının icra takibine konu ettiği 05.04.2013 tarihli belge muhteviyatı borç ikrarı mahiyetinde bir belge olmayıp, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi açıkça ortaya koyabilmekten de uzaktır. Bu haliyle dava konusu belge bir yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmelidir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir ve bu sebepledir ki belge altında imzası bulunan dava dışı... tanık olarak dinlenilmiştir. Fakat, gerek tanık beyanı gerekse tüm dosya içeriği 05.04.2013 tarihli belgenin, davacı iddialarında olduğu gibi davalı borcunu gösterdiğini ispata yeterli bulunmamaktadır. Bu halde mahkemece, iddia ettiği hukuki ilişki ve yazılı delil başlangıcı konusunda davacının ayrıntılı isticvabı, davacı şirket ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, davalının ev alımında kullandığı iddia edilen banka kredisi ilgili kayıtların bankadan getirtilmesi, davacı delillerinin eksiksiz toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 05.02.2018 tarihli onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 05.02.2018 tarih, 2016/13157 Esas 2018/729 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 04/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına dair 05.02.2018 tarihli Daire kararına karşı, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerektiği görüşündeyiz