SAYISI: 2017/446 Esas 2019/848 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar Axa Sigorta A.Ş. ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olarak bulunduğu araca, davalının sürücüsü olduğu ve davalı ....'ye sigortalı aracın arkadan çarpması neticesinde yaralandığını, bedeni olarak güç kaybına uğradığı, iş ve gücünden mahrum kaldığı, kazanç kaybı olduğunu, belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davada şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın 21.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 20.000,00 TL manevi tazminatın 21.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ...'dan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili iradi taraf değişikliği talebi ile; davalının kullandığı aracın hangi sigorta şirketine sigortalı olduğunu bilemediklerini, hatalı olarak yanlış sigorta şirketine dava açtıklarını, iradi taraf değişikliği ile 6100 sayılı HMK 124 madde gereği davayı Axa Sigorta A.Ş.'ye yönelttiklerini beyan etmiştir.
Davacı vekili talebini 75.228,05 TL olarak artırmıştır.

Davalı .... vekili; davaya konu aracın kendileri nezdinde poliçesi bulunmadığını, sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ...Ş. vekili; dava şartının yerine getirilmemesi nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu aracın şirketlerinde 03.03.2015-03.03.2016 tarihleri arasında sigortalı olup teminat limitinin 290.000,00 TL olduğu, kusurlu olmaları halinde sorumlu olacaklarını, bu nedenle öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacının maluliyeti olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu yada Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümüne davacının sevk edilerek rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının emniyet kemeri takmaması nedeni ile tazminattan müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, tedavi evraklarının celbi ile maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan rapora göre davacının %16 oranında çalışma gücü kaybının bulunduğu, kazada kusur oranlarının ve davacının alabileceği tazminat miktarının belirlenmesi maksadı ile alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücünün kazada %100 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiği, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla alınan raporda her ne kadar ihtimalli bir rapor vermiş olsa da her iki ihtimale göre de davalının kazada asli kusurlu olduğu, aktüerya raporunda davacının alabileceği tazminatın 75.228,05 TL olarak belirlediği, kusur durumu, maluliyetin derecesi değerlendirildiğinde davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesi ile maddi tazminat talebinin kabulü ile 75.228,05 TL'nin davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren, davalı ...Ş. yönünden 14.12.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Şamlıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ...Ş. vekili; davadan önce müvekkil şirkete başvuruda bulunulmadığını ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97 hükmü ile getirilen emredici düzenlemeye aykırı gelerek özel dava şartını yerine getirilmediğini, yargılama sırasında yapılan başvurunun dava şartı eksikliğini gidermediğini ve işbu dava şartı yokuluğunun sonradan giderilemeyecek bir dava şartı olduğunu tekrarla, yargılama sırasında yapılan başvuru da usule uygun bir başvuru olmadığını, bununla birlikte, davacı yan kaza tarihinde çalışmadığından geçici iş göremezlik zararına uğradığından söz edilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili; trafik kazasının en büyük sebebinin 3. kişi olan Bayram Orhan’ın kullandığı araçtaki arıza olduğunu, 3. kişilerin kusuru ile meydana gelen kaza nedeni ile bu kadar yüksek tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, davalı ... vekilinin Bayram Orhan'ın kusurunun gözardı edildiği itirazında bulunduğu ancak Ceza Mahkemesinde Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda davalının asli kusurlu olduğu belirtilirken mahkeme tarafından alınan kusur raporunda da davalının %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ayrıca davacının yolcu olduğu kazaya etken davranışı olmadığı, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu yönünden istinafa başvurulmuş ise de davacının maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde istinaf isteminin reddi gerektiği, davalı ... şirketinin davadan önce başvuru yapılmadığını ileri sürdüğü ancak bu durumun tamamlanabilir dava şartı olduğu, görevsiz mahkemede dava açılması nedeni ile davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesi ile istinaf yoluna başvurulmuş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi uyarınca görevsiz mahkeme tarafından davadan el çekildiğinden yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilecek olması nedeni ile davalılar Axa Sigorta A.Ş. ve davalı ...'nın istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasının istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı 21.05.2015 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54,56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacı yolcu olup kazaya etken davranışının olmayışı ve müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkesi gereği kazaya karışanlardan tazminat isteyebileceği, davalının da müşterek ve müteselsil sorumlulardan biri olmasına, davacının maluliyet oranı, dikkate alındğında manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.