HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı
Sanık ve katılan sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararıyla, sanık ve katılan sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Katılan sanık vekilinin temyiz ve ek beyan dilekçeleri kapsamında temyiz sebepleri, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, boşanma davasında kusurlu bulunan sanığın eylemine karşılık katılan sanığın haksız tahrik altında mesaj gönderdiğine, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
Aralarında boşanma davası bulunan tarafların birbirlerine karşılıklı hakaret ettikleri, sanık ve katılan sanığın beyanları, tanık S. A.'nın anlatımı, gönderilen mesajların tespitine ilişkin tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamıyla Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
Sanık ve katılan sanığın yargılama konusu eylemleri için 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca belirlenecek cezaların tür ve üst haddine göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanık ...'ın savunmasının alındığı 10.11.2015 ve sanık ...'ın savunmasının alındığı 04.11.2015 tarihlerinden itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik katılan sanık vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ve katılan sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.