İstinaf başvurusunujn düzeltilerek esastan ret (beraat)

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2012/583 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2019/1958 Esas, 2019/1497 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerine esastan reddine karar verilmesi ve vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Katılan vekilinin temyiz isteği; tarafların sözleşmede bildirdiği adreslerine yapılan tebligatlar kendilerine yapılmış sayılacağı sözleşmede kararlaştırıldığından, sanığa yapılan tebligatın geçerli olduğu, bu nedenle suçun yasal unsurları oluştuğundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünde delillerin yeniden takdiri suretiyle yeni bir hüküm kurularak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu hususlarla ilgili değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Başkaca yönleri incelenmeyen, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2019/1958 Esas, 2019/1497 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.