Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile davalıya sigortalı ve davalı sürücünün kullandığı araç arasında 11.10.2013 tarihinde meydana gelen kazada davacının beyin kanaması geçirdiğini ve %19 oranında malul kaldığını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sürücü için olay tarihinden itibaren, davalı ... şirketinin başvuru tarihi olan 07.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kendilerine eksik evrak ile başvuru yapıldığını, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, sigortalının kusurlu olduğunun tespiti halinde davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu ya da üniversitenin Adli Tıp bölümlerinden alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiğini, davacının kask kullanmadığını, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının uzlaşma hükümleri kapsamında uzlaştığını, edimin davalı tarafından yerine getirildiğini, savcılık tarafından uzlaşma nedeni ile de soruşturmanın kapatıldığını, kazada kusurlu olanın davalı olmadığını, alınan maluliyet raporunun kazadan 3 yıl sonra alındığını, kaza ile maluliyet arasında nedensellik bağı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; davacının 11.10.2013 tarihinde yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile davalıya sigortalı araç arasında meydana gelen kazada yaralandığı, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, davacı vekilinin 08.03.2017 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden maddi tazminat davasının geri aldığını beyan ettiği, davalı ... vekilinin geri almaya muvafakat etmediği, 15.02.2017 tarihli beyan dilekçesi ile de davalı ... yönünden maddi tazminat taleplerini geri aldığı ve sigorta şirketinin geri almaya muvafakat ettiği, davacıya 7.000,00 TL, dava dışı motosiklet sürücüsüne ise 3.000,00 TL ödenmesi karşılığında tanzim edilen uzlaşma tutanağı ile davacının tazminat taleplerinden vazgeçtiklerine dair tutanak düzenlendiği, 5237 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19 uncu maddesi uyarıca tarafların uzlaşması ile maddi ve manevi tazminat davası açma hakkının ortadan kalktığı gerekçesi ile davacının, davalı ... ile ilgili maddi ve manevi tazminat istemli davasının CMK 253/19 maddesi gereğince reddine, davacının, davalı ... şirketine yönelik maddi tazminat istemli davasının HMK 123 maddesi gereğince dava geri alındığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaldı ki davacının yolcu olup kazada bir kusurunun bulunmadığını, davacının maluliyet oranının %19 olduğunu, davacının beyin kanaması nedeniyle hastanede olduğu sırada eşinin kendisine bir evrak getirdiğini, bilinçsizce bu evrakı imzaladığını, sonrasında bunun uzlaşma tutanağı olduğu bilgisini aldığını, alınan meblağın da eşi tarafından müvekkiline verilmediğini, yargılama süresince bu hususa değinilmediğini, uzlaşma tutanağında fazlaya dair haklar saklı olup, müvekkilinin maluliyetini de çok sonra öğrendiğini, müvekkilinin zararı tamamen giderilmediği gibi uzlaşma sonrasında da doğan zararları olduğunu, bu zararların her iki davalı tarafından karşılanması gerektiğini, davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesi, diğer davalı ... davanın vazgeçilmesini kabul ettiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğu, ancak manevi tazminat talebi yönünden hükmedilen ilam vekalet ücretinin reddedilen tutar uyarınca nispi olması gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin olduğu, mahkeme tarafından davalı ... bakımından davanın geri alınması nedeni ile hüküm tesisine yer olmadığına karar verildiği, davalı ... bakımından ise uzlaşma nedeni ile davanın reddine karar verildiği, uzlaşma tutanağının incelenmesinde davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, kazadan 3,5 ay sonra tanzim edildiği, tarafların anlaştığı ve davacının 7.000,00 TL aldığı, söz konusu belgenin CKM 253/19 maddesi uyarınca ilam mahiyetinde olduğu ve davalı ... yönünden bu belgeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davalı ...'in istinaf itirazlarına gelince vekalet ücreti bakımından karar tarihindeki AAÜT 10/3 üncü maddesine uygun vekalet ücreti verildiği gerekçesi ile tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasının talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı 11.03.2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19 uncu maddesi,
Davacı vekili, motosiklette yolcu olan müvekkilinin 11.10.2013 tarihinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün çarpması neticesinde malul kaldığını beyanla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davacının, ceza soruşturması sırasında 7.000,00 TL ödeme alması nedeni ile maddi ve manevi haklarından vazgeçerek uzlaşmayı kabul ettiği, bu tutanağın davalı sürücüyü borçtan kurtardığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmayarak imzaladığı uzlaşma tutanağında davalı ile anlaşarak 7.000,00 TL aldığı, söz konusu belgenin ilam mahiyetinde olduğu ve davalı ... yönünden bu belgeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19 uncu maddesine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı, bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma raporu düzenlenmekle davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma raporunun ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı kabul edilmekteydi.
Ancak; Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 Karar numaralı dosyada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının ve işin esasının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla kararın bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.