SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Hüküm tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığa, yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 263 üncü maddesine göre bulunduğu cezaevi idaresi aracılığıyla da kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle sanığın öğrenme üzerine 09.03.2016 tarihinde yaptığı temyiz isteminin ve sonrasında müdafisinin verdiği dilekçenin de süresinde olduğu kabul edilmekle, Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 Tarihli ve 2015/556 Esas, 2016/10 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269,62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.06.2021 tarihli, 2021/18920 sayılı ve resmi belgede sahtecilik ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından kurulan hükümlerin bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz isteği; hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesinde düzenlenen kabahat eylemini oluşturduğuna ilişkindir.
Sanığın, havaalanında yolcu bilet kontrolü yapan kolluk görevlilerine, ... adına düzenlenmiş ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını ibraz etmesi nedeniyle hakkında üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmış, sanık savunmasında nüfus cüzdanını sahte olarak yaptırdığını ikrar etmiş, dosya arasında bulunan Kriminal raporda; nüfus cüzdanının tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiş, mahkemece yapılan gözlemde de aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiş ve tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçları işlediği kabulü ile mahkemece hakkında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Mahkemece 11.11.2015 tarihli celsede nüfus cüzdanı üzerinde aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapıldığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun belirtildiği, ayrıca dosya arasında bulunan belge aslı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde de aldatıcılık niteliğini haiz olduğunun tespit edilmesi karşısında, Tebliğname'deki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamdaki kasıtlı suçun 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin değiştirilmiş olması ve anılan Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesindeki düzenleme ile öncelikle tekerrüre esas alınan ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan ''başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması'' suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir. Somut olayda; hakkında yakalama kararı bulunan sanığın kolluk görevlilerine ... adına düzenlenmiş ve kendi fotoğrafını ihtiva eden sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine hükmolunması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de, sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamdaki kasıtlı suçun 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin değiştirilmiş olması ve anılan Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesindeki düzenleme ile öncelikle tekerrüre esas alınan ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği,
4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli ve 2015/556 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararlarında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli ve 2015/556 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.