Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2016 tarihli ve 2015/530 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.01.2021 tarihli, 2016/78182 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafii temyizinde özetle; hapis cezasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğu, sanığın aşamalarda olayı net ve içtenlikle anlattığı, yurtdışına çıkmak amacıyla sınır kapısına geldiği, ancak, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde hiçbir resmi makama suça konu belgeleri ibraz etmediği, kullanmadığı, atılı suçun işlenme yerinin Türkiye hudutları dışı olduğu, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, suç işleme kastı bulunmadığı, beraatine karar verilmesi gerektiği, cezanın alt sınırından uzaklaşılarak tayininin usul ve yasaya aykırı olduğu, bunu gerektiren bir durum bulunmadığı, yargılama aşamasındaki savunma ve itirazları gerekçeleri ile ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.

1.Sanığın sınır kapısında Gürcistan'a geçmek isterken, Gürcü yetkililerin şüphelenmesi üzerine sahte pasaport, sahte nüfus cüzdanı ve sahte sürücü belgesi ile yakalandığı iddia ve kabul edilmiştir.

2. Sanık özetle, suçu ikrar etmiştir.

3. Uzmanlık raporunda özetle; her üç belgenin tamamen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.

1. Sanık, ceza infaz kurumunda olduğu hükmün tefhim edildiği son celsede hazır edilmemiş ise de vekaletnameli müdafiinin hazır olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiş olup, üç adet sahte belgenin suça konu olduğu anlaşıldığından cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinde ve Mahkeme'nin gerekçelendirmesine göre 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesindeki takdiri indirimin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

2. Sanığın, önceki mahkumiyetlerinden cezası daha ağır olanının tekerrüre esas alınması gerekliliği, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesi zorunluluğu nedenleri ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2016 tarihli ve 2015/530 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının tekerrüre esas 6 numaralı bendi tamamen çıkartılarak yerine "Sanığın İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi) 2006/530 Esas, 2008/258 Karar sayılı mahkumiyeti nedeni ile mükerrir olduğu anlaşıldığından sanık hakkında hükmolunan cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, şeklinde ibarenin eklenmesi, ayrıca hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasının 4 numaralı bendi çıkartılarak yerine "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek sureti ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının ise mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına" şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasın da gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.