Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2016 tarihli ve 2014/548 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; raporlara itiraz edilmediğine, tanık dinlenmediğine, suçlamaları kabul etmediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın, şahsi borcundan dolayı katılan ...'na vermiş olduğu senedin kefil kısmına yetkili olmamasına karşın ...Grup.. Ltd. Şti.ye ait kaşeyi bastığı iddiası ile hakkında açılan kamu davasında; sanık savunmalarında, suçlamaları kabul etmemiş, senedi katılan ...'na boş olarak imzalayarak kendisinin verdiğini, borcun da kendisine ait olduğunu, kendisinin şirket yetkilisi olmadığını ancak şirket kaşesinin iş yerinde bulunduğu, ancak kaşeyi senet üzerine kendisinin basmadığını, çalışanı olan tanık ...'den alarak katılan ...'nun senet üzerinde kullandığını beyan etmiş, katılan ..., sanığın kendisine şirketin yetkilisi olduğunu söylediğini, senedin ...Grup.. Ltd. Şti.nde düzenlendiğini, kaşenin de sanık tarafından senede basılarak kendisine verildiğini söylemiş, ...Grup şirketinin yetkilisi olan ..., sanığın şirkette part time eleman olarak çalıştığını, elektrik, su vs borçları ödemesi için ona vekâlet verdiğini, ancak bu vekâletin şirketi borç altına sokacak şekilde senet veya çek düzenleme yetkisi olmadığını, daha önce de bu şekilde senet düzenlediğini öğrendiğini ifade etmiş, Mahkemece sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği ve katılanlar beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2016 tarihli ve 2014/548 Esas, 2016/79 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.