Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... adına kayıtlı olan davalı ...’ün sevk ve idaresindeki davalı ...Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın, davacılardan ...'nun sevk ve idaresindeki motosiklete 29.07.2011 tarihinde çarpması sonucu davacılardan ...'nun yaralandığını ve malul kaldığını belirterek davacılardan ... için 20.000,00 TL, annesi davacı ... için 15.000,00 TL, babası davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan ... için maddi tazminat ve tedavi gideri miktarının belirsiz alacak davası olarak tespitine, talep edilen maddi ve manevi tazminatlara kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı ... bakımından talep edilen maddi tazminat yönünden asgari bir miktar dahi belirtmeksizin açılan davanın reddi gerektiğini, davalı ... şirketinin poliçe limiti ve araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalılar ... ve ...; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı ...'nun kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin 14.01.2016 tarihli ve 2012/489 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre usulüne uygun olarak harçlandırılmış maddi tazminat davası bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 14.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten tahsiline karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarihli ve 2017/249 Esas, 2019/8941 Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda davacılar vekili tarafından dava açılırken yatırılmayan harca ilişkin Mahkemece harç ikmali için süre verilmediği, ancak davacılar vekilince harcın yargılama aşamasında ıslah talebiyle birlikte giderildiği, dolayısıyla harcın tamamlanması ile birlikte Mahkemece esasa girilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan; zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun 44.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda; davacı ... motosiklette sürücü olup, dosya kapsamında davacının kask takıp takmadığının belirlenebilir olmadığı, yaralanmanın yüzde sabit ize neden olduğu görülmüştür. Bu itibarla mahkemece zarar görenin müterafik kusurun varlığı ve indirim yapılması gerekip gerekmediğinin de irdelenip tartışılması, müterafik kusur oluştuğunun kabul edilmesi halinde tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle kararın bozulmasına ve davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile bozma nedenine göre davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı gereği alınan 25.09.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının 658,95 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere 2.658,95 TL maddi zararının oluştuğunun tespit edildiği, ceza dosyası ve tanık beyanları incelendiğinde davacı ...'nun kaskının takılı olup olmadığı hususuna ilişkin bir beyana rastlanılmadığı ve kaza tespit tutanağında da davacı ...'in kaskının olup olmadığı hususunda bir açıklama bulunmadığı, bu nedenle müterafik kusurun bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ...'nun maddi tazminat talebinin kabulü ile 658,95 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.658,95 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olması ve dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması kayıt ve şartı ile diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 29.07.2011 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 14.000,00 TL, davacı müteveffa ... için 3.000,00 TL'nin (... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine), davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminatların 29.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası oluşturulan yeni karara itiraz ettiklerini, sürekli iş göremezlik talebinin reddinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersiz bulunduğunu belirtmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; müterafik kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş bulunduğunu belirtmiştir.

Uyuşmazlık, davalıların işleteni/sürücüsü/zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı karşı araç sürücüsünün maddi ve manevi tazminat istemi ile ağır yaralanan davacı sürücünün annesi ve babasının manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41,46 ve 47 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalılara yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.