Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Silivri'de 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle davacıya ait 2 adet dükkanın ağır hasar gördüğünü, yapının riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iki ayrı poliçe için toplam 380.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, 30.11.2021 havale tarihli beyan dilekçesinde; hasar ihbarı sonrasında hasar dosyaları açıldığını, her bir poliçe için ayrı ayrı eksper raporu alındığını, eksper raporlarında binanın mühürlü olduğunu, olay yeri fotoğraflarının dışarıdan çekildiğini, binanın tam hasarlı kabul edildiğini, aşkın sigorta değerlendirmesi yapıldığını ve bu raporlara göre davacıya 2 ayrı dükkan için ayrı ayrı 124.132,68'er TL tam ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacının rapora itirazı olmadığını belirttiği, davalı vekilinin beyanlarının dosyaya ulaşmadığı, davacı tarafından, daha sonra 26.11.2021 tarihinde 124.000,00 TL nin DASK tarafından hesabına yatırıldığı ve ödemeyi teslim aldığını belirttiği, dekontun incelenmesinden 26.11.2021 tarihinde 124.132,68 TL'nin DASK tarafından davacının hesabına yatırıldığının görüldüğü, 124.132,68 TL yönünden davanın konusuz kaldığı, bakiye 134.263,40 TL'nin kabul edildiği, fazlaya dair 121.603,92 TL'nin ise reddedildiği" gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 124.132,68 TL bakımından dava konusuz kaldığından bu tutar bakımından karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 134.263,40 TL'nin kabulüne, fazlaya ilişkin 121.603,92 TL'nin reddine karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili itiraz etmiştir.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; ve sayılı poliçeler için 124.132,68 TL'nin iki hasar için de ödendiğini ancak başvuranın bankadan parasını almadığını, bilirkişi tarafından keşif yapılarak rapor alınması gerekirken dosya üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonların hasarlanmadığını, rizikodan önceki haline onarım ile getirilmesinin mümkün olduğunu, yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu oluşan zararlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeniyle yıkımın yasal olarak iyileştirme olduğunu ve sigorta kapsamında olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...Uyuşmazlık Hakem Heyetince aldırılan 24.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda; adresindeki bulunan taşınmazların, binada kolonların hasarlanmasıyla yapının ağır hasarlı olduğu ve kullanılamaz duruma geldiği, binadaki hasarın %70’lik kısmının deprem, %30’luk kısmının ise korozyon kaynaklı olduğu, poliçe şartları ve birim maliyet hesaplamasına göre %28,84 eksik sigorta bulunduğu, poliçe şartlarına göre 3.800,00 TL muafiyet tutarı bulunduğu, verilere göre bağımsız bölüm başına tazminat tutarının 129.198,04 TL olduğu, iki bağımsız bölüm için toplam tutarın 258.396,08 TL olduğu, dosyada eksper raporu ya da ödeme makbuzu bulunmadığından sigortalı tarafa herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının teyit edilemediği, bu yüzden de bakiye tutarın hesaplanamayacağı… şeklinde açıklamalar yapıldığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılmış olan bilirkişi raporunun denetime elverişli tanzim edildiği, dosyaya sunulan evraklarda bilirkişi raporunun aksini gösterir evrak bulunmadığı " gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman, akademik kariyere haiz bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden meydana gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması gerektiğini, ekspertiz raporunda; “Sigortalıya ait bağımsız bölümün, zemin katında yer aldığı katlı binanın, 26.09.2019 tarihli Marmara depreminden sonra, bodrum ve zemin kat kolon demirlerinde donatı burkulmaları, betonarme betonlarında kabuk ezilmeleri ve bina genelinde, yaklaşık 3-4 cm.lik çökmeler olduğu belirlenerek, binanın pertotal hasarlı kabulüyle değerlendirme yapılması gerektiğinin anlaşıldığını, olay yeri tespitinde, binanın Belediye tarafından mühürlenerek, içeriye giriş çıkış izni verilmediği, olay yeri fotoğrafları dışarıdan çekildiği ifadesinin yer aldığını, işbu bilgilerle tanzim edilen rapor neticesinde aşkın sigorta hesaplaması yapılarak (poliçe 300 m2 olarak tanzim edilse de eksper tarafından 200 m2 olduğu tespit edilmiştir) ve muafiyet düşülerek sigortalıya 124.132,68 TL tam hasar ödemesi tahsis edildiğini, ancak sigortalının bankadan parasını almadığını belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
davacıya ait, davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı taşınmazlarda deprem nedeniyle meydana gelen hasarın tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın C.7 nci, A.3.6 ncı maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası.
Davacı vekili, 26.09.2019 tarihinde Silivri'de meydana gelen deprem nedeniyle müvekkiline ait taşınmazların ağır hasar gördüğünü belirterek tazminat talebinde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılan ve sigortacı bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda; binanın kolonlarında kısmen korozyon kısmen de depreme bağlı hasarlar olduğu, hasarın %70'inin deprem, %30'unun korozyon kaynaklı olduğu, poliçede sigorta bedelinin 190.000,00 TL olduğu, sigorta bedelinin 300 m2*890 TL=267.000 TL olduğu, %2 muafiyetle her bir bölüm için muafiyet tutarının 3.800,00 TL olduğu, eksik sigorta uygulaması ile bölüm başına tazminat tutarının 129.198,04 TL olduğu, 2 bağımsız bölüm için toplam hasar bedelinin 258.396,08 TL olduğu belirtilmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş, davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 266 ncı ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, içerisinde inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar vermek yerine, hatalı değerlendirme ile konu hakkında yeterli uzmanlığı olmayan sigortacı bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.2021 tarihli rapor esas alınarak karar verilmiş olması yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.