İLK DERECE: Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Silahlı terör örgütüne üye olma, Tehlikeli maddeleri izinsizolarak bulundurma veya el değiştirme, 2911 sayılı Kanun'amuhalefet
HÜKÜM:
1-) Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 62,53,58/9,63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
2-) Sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan; TCK’nın174/1-2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/2, TCK’nın 62,52/2,53,58/9,63 üncü maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
3-) Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 31/3,62 nci maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
4-) Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkındatehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan; TCK’nın 174/1-2,31/3,62,52/2 ncimaddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
5-)Suça sürüklenen çocuk sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 31/2,62 nci maddeleri uyarınca mahkumiyet,
6-)Suça sürüklenen çocuk sanık ... hakkında 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan; 2911 sayılı Kanun'un 33/1-a, TCK’nın 31/2,62,CMUK’nın 326/son maddeleri uyarınca mahkumiyet
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I-)Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçu yönünden verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçu yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan anılan suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun (kesin olarak) esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz isteminin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince REDDİNE,
II-)Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanık Remzi Sağaslan'ın yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
III-) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun eylemlerine uyan 2911 sayılı Yasanın 33/1. maddesine muhalefet suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, zamanaşımını düzenleyen TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4 üncü maddesinde belirlenen 6 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihi olan 29/01/2016 ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği görülmekle; suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün 1412 sayılı CMUK'nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanun'un 322 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, TCK'nın 66/1-e, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8 inci maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
IV-) Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
A-)Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... yönünden;
1-Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." hükmüne yer verilmiş, suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında örgüt adına suç işleme fiiline yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan düzenlemenin konuluş amacı gerekçesinde; "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte olmak suçundan dolayı cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, düzenlenen maddede, örgütün faaliyetleri doğrultusunda işlenen suçlardan da ayrıca sorumluluk esası kabul edilmiştir.
Örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler aranmasına rağmen örgüt adına suç işlemek suretiyle örgüte üye olmak suçunda bu unsurlar aranmamakta örgüt adına tek bir suç işlenmesi yeterli sayılmaktadır.
Buna göre örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterecek şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetleri tespit edilemeyen kişilerin eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin üç ve 220 nci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü adına suç işleme suçunu oluşturabilmesi için örgütün talimatı ya da bilgisi dahilinde tek başına ya da diğer örgüt mensuplarıyla birlikte bir ya da birden fazla araç suç işlemesi gerekmektedir.
Terör örgütü üyelerinin gerçekleştirmek istedikleri devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu da amaç suç olup örgütün faaliyeti doğrultusunda vahim bir eylem (öldürme, yaralama, yağma,... gibi) gerçekleştiğinde, üyelik suçundan hüküm kurulmayıp geçitli suç nedeniyle amaç suçtan hüküm kurulacağı nazara alındığında;
Dosya kapsamına yansıyan faaliyet ve eylemler itibariyle suça sürüklenen çocukların örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösteren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan eylemlerinin tespit edilemediği ancak ihbar üzerine yapılan aramada suça sürüklenen çocukların bulunduğu iş yerinde yapılan aramada EYP ele geçirildiği ve suça sürüklenen çocuk ...'in molotof kokteyli ele geçirilen metruk binada DNA örneklerine rastlandığı, suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiği görülmekle; eylemlerinin 5237 TCK'nın 314/3 ve 220/6 ncı maddeleri uyarınca silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu oluşturacağı gözetilmeden ve TCK'nın 220/6 ncı maddesinde 02.03.2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin lehe-aleyhe yasa değerlendirmesi yapılmadan suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3/1 inci maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı davranılması,
B-) Suça sürüklenen çocuk ... yönünden;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3/1 inci maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı davranılması,
C-) Suça sürüklenen çocuk ... yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun 24/01/2016 ve 29/01/2016 tarihlerinde gerçekleştirilen eylemlere katılmasının yaşı da nazara alındığında örgüt üyeliğinden mahkumiyetini gerektirecek şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermediği gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2024 tarihinde karar verildi.