İNCELEME KONUSU
Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2014 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 15.10.2020 tarihli kararı ile aynen açıklanmasına karar verilmiş ve bu hükmün, istinaf edilmeksizin 23.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.01.2022 tarihli ve 2021/7051 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2022 tarihli ve KYB-2022/11363 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2022 tarihli ve KYB-2022/11363 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunmasının gerektiği, başka bir deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olmasının zorunlu olduğu nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın sevk ve idaresindeki motosikletle, Savaş Topdaş isimli şahsın sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu sanığın motosikletten düşerek yaralandığı olay sonucu ifadesine başvuran polislere arkadaşı ...’ın kimlik bilgilerini vermiş ise de, sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunun mağduru olduğu ve bu suça ilişkin yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli Savaş Topdaş hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu itibarla sanığın "işlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu oluşmaktadır.
2. Kanun yararına bozma talebine konu olayda, hükümlünün mağdur adına kayıtlı bulunan motosiklet ile tek taraflı trafik kazası yaparak kendi yaralanmasına sebebiyet verdiği, olayla ilgili başlatılan soruşturmada hükümlünün aracın ruhsat sahibi olan mağdurun kimlik bilgisini kullanarak taksirle yaralama suçundan "müşteki-şüpheli" olarak ifadesinin alındığı, ancak olayda hükümlü dışında yaralanan başkaca kimse olmadığı ve hükümlünün alkolsüz olduğunun tespit edildiği, böylece hükümlünün işlediği bir suçtan söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşmayacağı, ancak mağdurun kimlik bilgisi ile bazı soruşturma evraklarının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2024 tarihinde karar verildi.