SAYISI: İHK-2022/12704
SAYISI: K-2022/30661
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, yaya olan müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 40.000,00 TL talep etmiş, yargılama sırasında talebini 88.063,53 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın sürücüsü belirsiz araç nedeni ile meydana geldiğine dair yeterli delil sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya neden olan araç sürücüsü hakkında savcılık tarafından daimi arama kararı verildiğini ve soruşturmanın akıbetinin beklenmesi gerektiğini, medikal raporda maluliyet olmadığının belirtildiğini, maluliyet durumunu kabul etmediklerini, davacının %15 oranında kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne ve 88.063,53 TL'nin 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
B. İtiraz sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kazanın sürücüsü belirsiz araç nedeni ile meydana geldiğine dair yeterli delil sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, bu hususta ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kazaya neden olan araç sürücüsü hakkında savcılık tarafından daimi arama kararı verildiğini ve soruşturmanın akıbetinin beklenmesi gerektiğini, maluliyet durumunu kabul etmediklerini, sürekli maluliyetin belirlenebilmesi için 12 aylık sürenin beklenmesi gerektiğini, yapılan medikal değerlendirmede davacının kaza tarihi öncesindeki lomber vertebra grafileri ile karşılaştırma yapıldığında yükseklik artışı olmadığını ve maluliyet bulunmadığının belirtildiğini, kusur oranlarının değerlendirilmesi gerektiğini, davacının %15 oranında kusurlu olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının kullanılması gerektiğini, müvekkilinin teminat limiti ile sınırlı şekilde sorumlu olacağını, müvekkilinin temerrütünün gerçekleşmediğini, hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini
belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli olan mevzuat esas alınarak ve kaza ile illiyet kurularak düzenlendiği, raporda davacının geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olarak belirlendiği ve maluliyet raporunun bu süre sona erdikten sonra düzenlendiği, polis memurlarınca düzenlenen görüntü izleme tutanağının resmi belge niteliğinde olduğu, kusur bakımından bilirkişi raporu alındığı, temerrüt tarihinin ise davalıya usulüne uygun yapılan başvuru tarihinden 8 işgünü sonrasından başlatıldığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın sürücüsü belirsiz araç nedeni ile meydana geldiğine dair yeterli delil sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, bu hususta ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kazaya neden olan araç sürücüsü hakkında savcılık tarafından daimi arama kararı verildiğini ve soruşturmanın akıbetinin beklenmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, trafik uzmanı raporunda davacının %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müterafik kusur incelemesi yapılması gerektiğini, kusur raporunu kabul etmediklerini, Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 68 inci maddesi uyarınca davacının asli kusurlu olduğunu, maluliyet durumunu kabul etmediklerini, 18 aylık stabilizasyon süresi geçmeden düzenlenen raporla başvuru yapıldığından başvuru şartının gerçekleşmediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, kaza tarihi sonrasında 12 aylık sürenin beklenmesi gerektiğini, yapılan medikal değerlendirmede; davacının kaza tarihi öncesindeki lomber vertebra grafileri ile karşılaştırma yapıldığında yükseklik artışı olmadığının ve maluliyet bulunmadığının, söz konusu araz ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunmadığının belirtildiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini ve somut olayda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporu alınarak yeniden tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, müvekkilinin teminat limiti ile sınırlı şekilde sorumlu olacağını, eksik belge ile başvuru nedeniyle müvekkilinin temerrütünün gerçekleşmediğini, faiz türünün yasal faiz ve hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini
belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesi.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (02.03.2021) itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu Yönetmeliğin omurga yaralanmalarına ilişkin “1-1.1 Yaralanma modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme” başlıklı bölümünde “Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir. Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin engel oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır (Ek.3). Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından (kazadan yaklaşık 6 ay sonra) düzenlenen 06.09.2021 tarihli raporda, lomber vertebra hareketlerinin kısıtlı olduğu, radikülopati bulguları olduğu belirtilerek, kişide mevcut olan L2 vertebra fraktürü şeklindeki arıza yönünden kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %8 olduğu belirlenmiştir. Anılan raporun tanziminde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kaza sonucu oluşan omurga arızası nedeniyle oluşan özür durumu için Yönetmelikteki 12 aylık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.