Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

1. Türkeli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2015 tarihli iddianamesi ile temyizin kapsamına göre sanıklar hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

2. Türkeli Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli kararıyla sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

1. Sanık ...'un temyiz istemi, hafif seviyede zeka geriliği olduğuna dair rapor sunarak mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesi kapsamında olup olmadığına dair değerlendirilme yapılmadığına ve sübuta ilişkindir.

2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, mağdure Fati'nin yanında olay günü ablası olan Yeter'in de bulunduğuna, Ayancık' a işlerini halletmek amacıyla gittiklerine, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.

3. Sanık ... müdafii temyizinde, müvekkilinin mağdure çocuklarla gezip eğlenme kastı ile dolaştığını ve bu esnada günlük işlerini yaptığını, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakılma kastı ile hareket etmediğini belirtmiştir.

1. Dava konusu olay, yaşı küçük ve kardeş olan mağdureler Fati ile Yeter'in sanık ... ile olay öncesinde tanıştıkları, sanık ...'un çocuk mağdurelerle bir takım arkadaşlıklar yaparak güvenlerini kazandığı ve 24.10.2014 tarihinde çocuk mağdure Yeter'i evine çay içme bahanesiyle getiren sanığın, bir süre sonra mağdureyle birlikte evden dışarı çıkarak, sanıklar Hamdi ve Ekrem'in talimatları doğrultusunda mağdure ile evin önünden yokuş yukarı yürüdükten sonra sanıkları beklemeye başladığı, sanıkların araçla gelmesi üzerine mağdureye korkacak bir şey olmadığından bahisle araca binmesi için ısrarda bulundukları, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde sergiledikleri hileli hareketlerin etkisi altında ve ikametine başka suretle dönüş imkanı bulunmayan mağdureyi araca bindirdikleri ve sanık ...'nin araç içerisinde arkasını dönerek mağdurenin elini tuttuğu, araç içerisinde cinsel çağrışımlarda bulundukları, sonrasında mağdurenin inmek istemesi üzerine indirdikleri; 30.10.2014 tarihli olay gününde ise, sanık ...'un mağdurelerle kütüphane önünde kaşılaşıp parkta beklemelerini tembihleyip, 0 543 ... .. .. numaralı hattan sanık ... ile yaptığı görüşmede çocuk mağdurelerin kendisini parkta beklemekte olduklarını söylediği, sanıkların da araçla gelerek yine hile ile mağdurelerin araca binmesini sağlayarak 40 km uzaklıktaki Ayancık ilçesine götürdükleri, oradan da Sinop' a götürdükleri ve bu suretle sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir.
2. 24.10.2014 ve 30.10.2014 tarihli iletişimin tespitine dair tutanak içeriklerinin mağdurelerin kollukta sıcağı sıcağına alınan beyanları ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) sekseninci maddesinde tanımlanan insan ticareti suçundan zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Sanıkların çocuk mağdurelere yönelik eylemlerini cinsel amaçla gerçekleştirmiş olmalarına rağmen haklarında 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması suretiyle aksik ceza tayini; ayrıca sanıklar hakkında mağdure Yeter'e yönelik 24.10.2014 ve 30.10.2014 tarihli eylemleri nedeniyle haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve sanık ...'un yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2. Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerde, uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi olarak yazılmas yerine sehven 119 uncu maddesi olarak yazıldığı bu haliyle kurulan hükümlerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiş ise de, bu hususlar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Türkeli Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli kararına yönelik sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve sanık ...'un temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümlerin (B.1, B2) (C1,C2) (E1,E2), (F1, F2),(I1,I2),(İ1,İ2) numaralı bentlerinde yer alan ''TCK 119'' ibarelerinin çıkarılarak yerlerine ''TCK 109'' ibaresinin yazılması suretiyle aynı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.