B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2012/349 Esas, 2014/848 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında müştekiler..., ...ve ...e yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 3 kere 1'er yıl 6'şar ay hapis ve 1000'er TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, müştekiler ...ve...ye yönelik eylemlerin ise başka bir mahkeme kararı ile hükme bağlanması nedeni ile kamu davasının reddine karar verilmiştir.
2. İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2014 tarihli ve 2012/349 Esas, 2014/848 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/6366 Esas, 2019/10957 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/585 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında müşteki..., katılanlar ...ve ...e yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 3 kere 1'er yıl 6'şar ay hapis ve 1000'er TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık temyizinde özetle; müşteki ...’i tanımadığını, ...’e yönelik eylemin kendi üzerine yıktığını,... bakımından düşme kararı istediğini, delillerin toplanması talebi bulunduğunu, katılanlar ...ve Cevdet ile yaşanan olumsuzlukların istenmeden yaşandığını, üzücü olduğunu, belirtmiştir.
1. Sanığın müşteki ve katılanları kandırarak cep telefonlarını, ayrıca katılan ...'ten 20 TL para alarak dolandırıcılık suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık, özetle, suçlamaları reddetmiştir.
3. Katılanlar özetle; iddia ve kabul gibi beyanda bulunmuştur.
4. Dosyada, müştekinin ve katılanların sanığı teşhis ettiklerine dair tutanakların mevcut olduğu görülmüştür.
5. Uzlaşmanın gerçekleşmediği, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmıştır.
A. Katılan ...'a Karşı Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamına göre katılan ...'a çıkarılan tebligatın "askerde olduğu" şerhi ile bila tebliğ döndüğü, uzlaştırma raporuna göre uzlaştırmacının katılan ... ile telefon görüşmesi yaptığı ve katılan ...'ın sanıkla hiç bir şekilde uzlaşma sürecine katılmak istemediğini belirttiği, katılan ...'a uzlaştırmaya ilişkin yazılı bir tebligat yapılmaması nedeni ile zamanaşımının da uzlaşma nedeni ile durmadığı, buna göre suç tarihi olan 08.01.2012 tarihinden, temyiz incelemesinin yapıldığı tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Katılan ...'a ve Müşteki ...'ya Karşı Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yaşı küçük müştekiye ve katılana Mahkemece beyanlarının alınması sırasında zorunlu vekiller duruşmada hazır bulunmamış, şikayet haklarını kullanmaları bakımından yasal temsilcileri aranmamış, aynı Kanun'un 236 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca beyanlarının alınması sırasında psikololoji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulmamış ise de inceleme tarihinde müşteki ve katılanın 18 yaşını doldurmuş olduğu ve bu hususun telafisi mümkün bulunmadığı anlaşılmakla bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Dosyadaki uzlaştırma raporundan, müşteki Şehabettin'e tebligat ve telefonla ulaşılamayınca Mernis adresine tebligat çıkarıldığı, 3 gün içinde uzlaştırmacıya ulaşmadığının belirtildiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
3. Sanığın göz altında ve tutuklulukta geçen süresinin cezasından 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi hükmü gereğince mahsubunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
5. Bozma sonrası yapılan uzlaştırma ve yargılama giderinin sanığa yüklenemeyeceğinin gözetilmemesi nedeni ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
A. Katılan ...'a Karşı Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/585 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Katılan ...'a ve Müşteki ...'ya Karşı Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinin (5) numaralı alt bendinde açıklanan nedenle İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/585 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına yargılama giderleri ile uzlaştırma ücretine ilişkin fıkranın tamamen çıkartılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun/ kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.