Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sanıklar hakkında, Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2015 tarihli iddianamesiyle, dolandırıcılık ve parada sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.

2. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2016 tarihli kararıyla, her bir sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 3 yıl hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; parada sahtecilik suçundan 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

A. Sanık Şahin Yıldırım müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, üzerine atılı suçları işlemediğine ve delil yetersizliğine ilişkindir.

B. Sanık ...'ın temyiz isteği; üzerine atılı suçları işlemediğine, pişman olduğuna ilişkindir.

Dava konusu olay, katılan ile asker arkadaşı olan sanık ...'ın, kendisine, yaşlı bir teyzede ne olduğunu bilmediği bir miktar paranın bulunduğunu, paranın fotoğrafını eniştesi olan tanık M.F.U. ile bir dövizciye gösterdiklerinde paranın İsviçre Frangı olduğunu öğrendikleri, sanıkların 19.03.2015 tarihinde, bir kargo şirketi ile 150 İsviçre Frangı gönderdiği, eniştesi ile birlikte parayı bozdurduklarında paranın gerçek olduğunu anlamaları üzerine 22.03.2015 tarihinde, eniştesi ve bir arkadaşı ile Nazilli ilçesine sanıklar ile buluşmak için geldikleri, bu sırada yanlarına üçüncü bir şahsın da çanta ile geldiği, şahsın çantadan bir deste gerçek para çıkararak göstermesi üzerine şahsı geldikleri araca çağırdıkları ancak şahsın "ben güvenmiyorum" diyerek yanlarından ayrıldığı, peşinden sanıkların da gittiği, bir süre sonra sanık ...'ın, katılanı arayarak "bekleyin geliyorum" dediği ve sanıkların ellerinde çanta ile geri geldikleri, katılanın içinde 25.000,00 TL para olan çantayı sanıklara verdiğini, sanıkların da elindeki çantayı katılana verdikleri ve katılanın hemen arabaya dönüp çantadaki paraları kontrol ettiğinde paraların sahte olduğunu anlaması üzerine kolluğa şikayette bulunduğu iddiasına ilişkindir.

1. Dosya kapsamında, 18.03.2015 tarihli Araştırma ve CD İzleme Tutanağı, 22.03.2015 tarihli Rızaen Muhafaza Altına Alma Tutanağı, 18.05.2015 tarihli T.C. ...'ndan alınan raporlar, 26.03.2015 tarihli CD İzleme ve Kimlik Tespit Tutanağı, tanık M.F.U'nun beyanı mevcuttur. T.C. ...'ndan alınan 18.05.2015 tarihli raporlarda, 1 adet 100,00 İsviçre Frangı hariç toplam 46.900,00 değerindeki İsviçre Frangı'nın sahte olduğu ancak ön yüzündeki "örnektir" ibaresinden dolayı aldatma kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, katılanın, içi para dolu çantayı sanıklardan teslim almadan bir müddet önce gerçek olanları gösterilerek aldatıldığı ve sanıkların parayı ilk önce teslim etmekten vazgeçip olay yerinden ayrılıp sonra tekrar geri geldikleri akabinde içi para dolu çantayı teslim edip olay yerinden hızlıca uzaklaştıkları anlaşılmıştır.

2. Sanıkların suça konu sahte paralar karşılığı katılandan gerçek para aldığı olayda, eylemin kül halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan parada sahtecilik suçunu oluşturduğu, bu suçun içerisinde dolandırıcılık eyleminin de olduğu ancak bir fiilden dolayı sanıklara iki ceza verilemeyeceği gibi parada sahtecilik suçunun dolandırıcılık suçuna göre daha özel bir düzenleme olması nazara alındığında, daha özel nitelikte olan ve ağır cezayı gerektiren parada sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eylemin bölünerek hem dolandırıcılık suçundan ve hem de parada sahtecilik suçundan ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli kararına yönelik sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.