Mahkûmiyet

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarih 2016/206 Esas, 2016/405 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen 20.03.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın başka suçtan Maltepe 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, sırada 12.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği tebligat metninin "gerekçeli kararı almak suretiyle tebellüğ edilmiştir" şeklinde olduğu, kararın başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığa cezaevinde tebliğ edilmesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" düzenlemesi karşısında, kararın sanığa okunup anlatılmadığı, bu nedenle tebligatın
5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yöntemince yapılmadığı, bu husus gözetilmeksizin yapılan tebligatın usulsüz yapıldığı anlaşılmakla; sanığa 24.10.2016 tarihinden yapılan tebliğden sonra, süresinde temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı hükmedilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar tebliğinin usulsüz olduğu, kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz dilekçesinin İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2014/1166 Esas, 2015/312 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararına yönelik itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.