SUÇLAR: Banka veya diğer kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
1. Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'in kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşılmıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/77 Esas, 2016/4 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1.Banka veya diğer kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 7.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.01.2021 tarihli, 2016/113061 sayılı ve nitelikli dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye TEVDİİ edilmiştir.
1. Şikayetçinin temyiz istemi, ceza miktarına, lehe hükümlerin uygulanmasına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen gözetilecek sebeplerle verilen kararın bozulması gerektiğine,
2. Sanığın temyiz istemi, suçların unsurlarının oluşmadığına, usul ve yasaya aykırı verilen kararların bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
1. Sanığın, mağdur ...'dan 4.500,00 TL borç istediği, mağdurun da güvence vermesi karşılığında bu teklifi kabul ettiği, bu sebeple sanığın ev sahibi olan şikâyetçi ...'den, 20.01.2012 tarihli başkası emrine keşide ettiği 4.500,00 TL bedelli çeki 1-2 saatliğine emaneten aldığı ve şikâyetçi ...in imza ve yazısını taklitle ciro ettikten sonra kendisi de ciro edip mağdur ...'den aldığı borç karşılığı verdiği, bu suretle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiası ile kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık, mağdur ...'dan şikâyetçi ... için borç aldıklarını ve mağdura güvence olarak ...in verdiği çeki götürdüğünü, mağdur şikayetçiyi tanımadığından kendisinin de ciro yaptığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mağdur ..., sanığa güvence karşılığı borç verebileceğini söylediğinden suça konu çeki getirdiğini, 3 gün sonra borcunu ödeyip çeki alacağını söylediğini, ancak 2-3 ay geçmesine rağmen ödemediğinden icra takibi başlattığını, zararının giderilmediğini, ancak şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.
4. Şikâyetçi ..., daha önceden dükkanının kiracısı olan sanığın bir arkadaşına güvence olarak vereceğini söyleyip 1-2 saatliğine çek istediğini, ancak geri getirmediğini beyan etmiştir.
5. Uzmanlık raporuna göre, çekin ön yüzdeki yazı ve imzanın (30.01.2012 yazan kısımdaki düzeltilen "1" rakamı hariç) şikâyetçi ...'e ait olduğu, 30.01.2012 yazan kısımdaki düzeltilen "1" rakamında mükerrer gidilmesi ve aidiyet belirlemeye yarayacak ölçüde karakteristik unsur içermediğinden kime ait olduğu konusunda tespit yapılamadığı, ikinci ciro imzasının şikâyetçi ...'in orijinal imzaları model alınmak suretiyle takliden atıldığı, arka yüzdeki diğer yazıların şikâyetçi ...'e ait olmadığı, arka yüzdeki yazı ve imzaların sanığın elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulgu tespit edilemediği tespit edilmiştir.
6. Mahkemece, şikâyetçi, mağdur ve uzmanlık raporuna göre sanığın savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
A.Şikâyetçi ...'in Temyizi Yönünden
Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikâyetçinin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükümleri temyiz etme yetkisi vermeyeceği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Temyizi Yönünden
1.Mağdur ...'ın 17.03.2015 tarihli beyanında sanığın borç almasından sonra 2-3 ay geçmesine rağmen parayı ödemediğinden icra takibi başlattığını beyan ettiği, yapılan icra takibinin 14.02.2012 tarihi olduğu anlaşıldığından, suç tarihinin en aleyhe kabulle 14.12.2011 olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre somut olayda haksız menfaat miktarı 4.500,00 TL olup, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısı 450 gün olarak belirlenip bu miktar üzerinden uygulama yapılması gerekir iken, doğrudan haksız menfaat miktarının iki katına çıkarılması ve 62 nci madde uyarınca 7.500,00 TL olarak sonuç ceza belirlenmesi gerekirken 7.000,00 TL olarak hatalı ve eksik hesaplanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin eleştiri nedenleri dışında usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C.Sanığın Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Temyizi Yönünden
1.Mağdur ...'ın 17.03.2015 tarihli beyanında, sanığın borç almasından sonra 2-3 ay geçmesine rağmen parayı ödemediğinden icra takibi başlattığını beyan ettiği, yapılan icra takibinin 14.02.2012 tarihi olduğu anlaşıldığından, suç tarihinin en aleyhe kabulle 14.12.2011 olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
2.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
A.Şikâyetçi ...'in Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/77 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararına yönelik şikâyetçinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/77 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C.Sanığın Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/77 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.