SAYISI: 2016/911 Esas - 2020/33 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sürücüsü olduğu araç ile davalı ...'in sürücüsü, davalı ...'ın işleteni ve davalı ... şirketine sigortalı aracın 24.04.2016 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacının % 32,3 oranında malul kaldığını, davalı bir kısım ödeme yapmış ise de yeterli olmadığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden 14.06.2016 tarihinden itibaren diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren işeyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 75.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacıya 23.12.2016 tarihinde 41.557,12 TL tutarında ödeme yapıldığını ve sorumluluklarının kalmadığını, kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, kusur ve zararın ispatlanması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmasını, takmamış ise hakkaniyet indirimi uygulanmasını talep ettiklerini, faiz türü ve başlangıç tarihi istemlerine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürücü olan davacının, davalı sürücü ile 24.04.2016 tarihinde yaptığı kaza neticesinde yaralandığı, maddi ve manevi manevi tazminat isteminde bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporu ile kazada davalı sürücünün kusurunun olmadığı, davacının ise %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalı ... şirketinin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; soruşturma dosyasında keşif yapılmadan takipsizlik kararı verildiğini, hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen raporun açık hatalar içerdiğini, olay mahallinde yolun genişliğinin 7 m olduğu belirtilmesine rağmen kaza tespit tutanağında yolun genişliğinin 16-17 m civarında belirtildiğini, kaza tespit tutanağında kazaya karışan kamyona ait takometre kayıtlarına göre sürücünün %30 daha hızlı seyir halinde olduğu sabit olmasına rağmen ATK tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, dava açılmadan evvel sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine kendi sigortalısının kusurlu olduğunu kabul ederek davacıya maddi tazminat ödemesi yapıldığını, maddi tazminat yönünden hem davalı ... şirketi hem de diğer davalı şahıslar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, manevi tazminat yönünden davacı lehine hiç bir vekalet ücreti hükmedilmemişken davalı lehine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin kusur raporlarına itiraz ettiği, kaza tespit tutanağının incelenmesi ile yolun iki şeritli olduğu her bir şeridin 3,5 metre genişliğinde bulunduğunun anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında davacının öndeki aracı geçme kuralına aykırı hareket ettiğinin saptandığı, davalı sürücünün ise hız sınırını %30 oranında aştığından kusurlu olduğunun belirtildiğini, Adli Tıp Kurumundan verilen kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurunun olmadığının belirlendiği, davacı vekilinin yol genişliğinin 16-17 metre olduğunu beyan ettiği ancak bu genişliğin banket ve yaya kaldırımı dahil bir genişlik olduğu, yolun iki şeritten oluşan kısmının 7 metre genişliği bulunduğu, davacı vekilinin reddedilen manevi tazminat istemi ile ilgili hükmedilen vekalet ücretine itirazı bulunduğu, ret nedeni ile vekalet ücreti hükmedilmesinin yerinde olduğu ancak ortak ret nedeni ile davalılar lehine tek bir vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiği bu nedenle davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, reddedilen manevi tazminat yönünden kendini vekille temsil ettiren davalı ... lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazada davacının kusurlu olmadığını, alınan raporları kabul etmediklerini, davalı sürücünün hızlı olmasının dikkate alınmadığını, kazanın meydana geldiği yolun 16-17 metre genişliğinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı 24.04.2016 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,54,56'ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, alınan kusur raporları ile davacı sürücünün kazada asli ve tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.