İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından kamu davası açılmıştır.
2.Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesinin 19.06.2020 tarihli kararı ile hüküm kaldırılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası, tehdit suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
A.Bakanlık vekilinin temyiz istemi, atılı suçlar yönünden üst hadden ve indirimsiz ceza tayin edilmesi gerektiğine ve katılan bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğine, eksik araştırma yapıldığına ve suç kastının bulunmadığına ilişkindir.
Dava konusu olay, aynı evde yaşayan katılan ile sanık arasında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanığın katılanı darp ettiği, cam parçasını katılanın yüzüne dayayarak "suratını çizerim, beni hatırlarsın" şeklinde tehdit ettiği, evden gitmek isteyen katılana döverek engel olduğu, sanığın sabahleyin evden çıkarken kapıyı katılanın üzerine kilitlediği iddiasına ilişkindir.
A.Sanık hakkında silahla tehdit suçundan katılan Bakanlık vekilinin temyizine yönelik incelemede;
03.03.2017 tarihli tutanak, adli rapor, mağdurenin aşamalardaki beyanları ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, tehdit suçunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğuna yönelik Mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ve katılan Bakanlık vekilinin temyizine yönelik incelemede;
1. Suçun işleniş şekli ve zamanı ile tüm dava dosyası içeriği gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince temel cezanın belirlenirken gösterilen gerekçelerde, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 61 inci maddelerine bir aykırılık bulunmadığından katılan Bakanlık vekilinin üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bakanlık vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz nedeninin incelenmesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu,aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
3.03.03.2017 tarihli tutanak, adli rapor, mağdurenin aşamalardaki beyanları ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 19.06.2020 tarihli kararında sanık ve Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.