Taraflar arasındaki tazminat (sigorta ödemesine dayanan rücuen) davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından Denizbank A.Ş.'nin şubesinin sigortasının yapıldığını, sigorta teminatı altındaki banka şubesinde 16.12.2012 tarihinde dahili su hasarı meydana geldiğini, bu hususta alınan eksper raporunda hasarın 2.katta hukuk bürosuna ait kombi tesisatının patlaması sonucunda gerçekleştiğinin ve hukuk bürosunca yapılan tespitte hasarın malzeme ve işçilik kusurundan kaynaklandığının bildirildiğini, tespitin Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/227 D.İş sayılı dosyası ile yapıldığını, işbu tespit dosyasında aleyhine tespit olunan ve mahkeme dosyasında davalı olarak belirtilen ...'ın kombinin hasara neden olan bağlantı elemanını satan ve montajı yapan olarak oluşan hasardan sorumlu olduğunu belirterek, davacı şirketin anılan hasardan ötürü sigortalısına yapmış olduğu 5.599,50 USD tutarındaki tazminat ödemesinin ödeme tarihi olan 18.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 09.12.2009 tarihli 046026 numaralı fatura kapsamı incelendiğinde müvekkilinin sadece kombi satışını ve doğalgaz tesisatı projesi yaptığını, kombi bağlantısının kendileri tarafından yapılmadığını, bu nedenle hasardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin yokluğunda yapılan tespitleri kabul etmediklerini, ayrıca süresinde itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tespit raporunda hasar tutarı 2.780,00 TL olduğu halde davacı tarafından 5.599,50 TL tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, buna ek olarak kombinin satışı ve borunun patlaması arasında 3 yıllık bir süre geçtiğini, bu süre içerisinde kombinin yıllık bakımının yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, bu durumda hasarın kullanıma bağlı olarak gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle bozulmasından sonra dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...yapılan keşif sonrası alınan 04.02.2015 tarihli raporda hasarın kök nedeninin bağlantı elemanlarının malzemelerinin ayıplı olmasından kaynaklandığı, bağlantı elemanlarının metal kısımlarının bakır, alüminyum veya krom nikel alaşımlı paslanmaz malzemelerden yapılması gerektiği, metal kısımlarının kolayca paslanabilir demirden yapıldığı, metalin yüzeyi, paslandığı için su içinde çözünmüş yabancı maddeler paslanmış yüzeye kolayca tutunduğu ve paslanan yüzeyler daralmaya ve tıkanmaya başladığı, daralan kısımlar basınç yükseldikçe somonların gevşemesi ile sızıntı başlayabileceği, kök hasarın nedeninin bağlantı elemanlarının metal kısımlarının bakır alüminyum veya krom nikel alaşımlı malzeme kullanılmaması ve gizli ayıp olmasından kaynaklı olduğu, bağlantı elemanları temin eden davalının kusur ve sorumluluğundan kaynaklandığı" gerekçesi ile dosyada mevcut ekspertiz raporu, davacı ... tarafından sigortalıya ödenen 5.599,50 USD'ye ilişkin makbuz ve alınan bilirkişi raporu ile davalının hasarın oluşmasında kusur ve zararı gözetilerek davacı tarafından rücuen tazmin talepli davanın kısmen kabulüne 5.599,50 USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/227 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespitte davalıya atfedilen kusur oranının %50 olduğunu, davalının kombi satışı, doğalgaz tesisatı ve projesinin hazırlanması işini yaptığını, ancak doğalgaz tesisatının döşenmesi hususunda herhangi bir işlem yapmadığını, kombi satışı, doğalgaz tesisatı ve projesinin hazırlanması konularında fatura talep edilmesine rağmen tesisat işinin fatura dışı bırakılmasının imkansız olduğunu, söz konusu tesisatın davalı tarafından yapıldığına ilişkin hiçbir delil olmamasına rağmen bilirkişinin varsayımlara dayanarak rapor düzenlediğini, dava konusu bağlantılar konusunda 3 yıl süresince bakım yapılmaması dikkate alınmadan kusurun davalıya atfedilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan 04.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda kalem kalem sayılan hasar ürünlerinin birçoğunun su sızıntısından hasar görmesinin mümkün olmadığını, sigorta eksperinin belirlediği hasar cinslerinde bile hasar kalemlerinin Türk Lirası karşılığı yer almakta olup davacının USD üzerinden dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketinin DenizBank'a 16.12.2012 tarihindeki kur üzerinden ödeme yapmasına rağmen bugünkü kur üzerinde alacak talep etmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davacı tarafından sigortalanan iş yerinde Endüstriyel Yangın Sigorta Poliçesi kapsamında meydana gelen dahili su hasarı nedeni ile oluşan zararın haksız fiil sorumlusundan tazmini talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427,428 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.