Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı iş yerinde işçi olarak çalışırken haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işten çıkarıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerinin ödenmediğini, fazla mesai yapıp,ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürerek bu alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı vekili, zaman aşımı definde bulunmuş ve davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı T.C. Mili Eğitim Bakanlığı'na bağlı 50. Yıl Cumhuriyet Feridun Tümer Ortaokulu'nda çalıştığı,okul aile birliğinin alt işveren davalı bakanlığın üst işveren olduğu, her iki davalı arasında alt-üst işveren ilişkisi bulunduğu ve davalıların iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı okul aile birliğinin tüzel kişiliği olup olmadığı, okul aile birliğine husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK.’un 114/d maddesi uyarınca arafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır. Bu şart olumlu giderilebilir dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi uyarınca süre verilerek tamamlatılması gerekir.
İş sözleşmesi gereği işçiyi çalıştırma şart olduğundan, isçiyi çalıştıran herkes 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun anlamında işveren sayılmaktadır. Dolayısı ile feshin geçersizliği ve işe iade davasında aleyhine dava açılan ve davalı konumunda olan işveren, davacı işçiyi çalıştıran işverendir. Açılacak her dava, işveren olan kişi aleyhine açılmalıdır. İşverenin gerçek veya tüzel kişi olması mümkündür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde "İşyerinde işveren adına hareket eden ve işin ve işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu anlamda işveren adına hareket eden ve bu anlamda emrindeki işçinin iş sözleşmesini fesheden işveren vekilinin, bu işlemine karşı işveren taraf gösterilerek feshin geçersizliği isteminde bulunmak gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 49 ve 50. maddelerinde; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacakları ve iradelerini bu organları aracılığıyla açıklayacakları, aynı şekilde HUMK'nun 39. (HMK.52) maddesine göre ehliyeti haiz olan tüzel kişilerin yasal organları ile hareket edecekleri hüküm altına alınmıştır.
Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Tüzel kişinin, fonksiyonlarını, kanuna veya tüzel kişinin ana sözleşmesine göre, bağımsız olarak yerine getirmek üzere seçilen veya atanan ya da kendisine bu fonksiyonları bağımsız olarak yerine getirmek üzere fiilen ve dışarıdan belli olacak şekilde yetki verilen kişi ya da kişi gruplarına organ adı verilir. Organlar, hükmi şahsın iradesini açıklarlar, tüzel kişiyi içeride yönetir, dışa karşı da temsil ederler. Tüzelkişinin organından söz edebilmek için onun mutlaka tüzel kişinin irade ve karar organı olması zorunlu değildir. Onun içindir ki, genel kurul, yönetim kurulu yanında çeşitli yöneticiler tüzel kişinin organı olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda, genel olarak dış ilişkilerde, bazı kimselerin tüzel kişinin hukuki muamelelerine katılması öngörülmüşse, bu kimseler de tüzel kişinin organı sayılırlar.” (HGK. 2004/21-406 E, 2004/434 K).
Kamu tüzel kişileri, görevleri bakımından kamu otoritesini temsil eden tüzel kişiler olup; kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak idare tasarrufu ile kurulur (Anayasa md. 123; MK. 52). Taraf ehliyetine de kamu tüzel kişileri sahiptir.
Devlet tüzel kişiliğine bağlı ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların ise, taraf ehliyeti yoktur; bunların işlemleri ile ilgili davaların bağlı bulundukları tüzel kişiliğe karşı açılmaları gerekir. Bağlı bulunan kuruluşun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi anlamında işveren sıfatına haiz olması, bağlı bulunduğu tüzel kişiliğin taraf sıfatını ve işverenlik sıfatını ortadan kaldırmaz. Zira bu kuruluş, tüzel kişiliğin bir organıdır.
Mahkeme kararında 2 numaralı davalı olarak gösterilen Okul Aile Birliğinin taraf sıfatı yoktur. Dosyanın davalısı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı olup hükmün sadece davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine kurulması ve HMK 124. Maddesine göre taraf konumundan çıkarılan Okul Aile Birliği hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken tüzel kişiliği olmayan Okul Aile Birliği ile birlikte onu temsil eden T.C. Milli Eğitim Bakanlığı hakkında müştereken ve müteselsilen tahsil şeklinde, birden fazla davalı varmış gibi hüküm oluşturulması hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nun geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Hüküm fıkrasının tamamının çıkartılarak yerlerine;
"A) Davalı 50.Yıl Cumhuriyet Feridun Tümer Ortaokulu Aile Birliği hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B)Davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığı hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜ ile;
1)Toplam 11.756,16 TL net kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 14/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
2)Toplam 2.069,77 TL net ihbar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
3)Hesaplanan 353,00 TL net ulusal bayram ve genel tatil günleri ücreti alacağından takdiren %30 oranında indirim yapıldıktan sonra kalan toplam 247,10 TL.sinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
4)Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
5)Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına,
Davacının yatırdığı tüm harçların karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine,
6)Davacı tarafça yapılan tebligat ücreti, müzekkere ücreti olmak üzere toplam 49,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre 48,02 TL yargılama giderinin davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7)Davalı bakanlıkça yapılan 46,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre 0,92 TL'sinin davacıdan alınarak davalı bakanlığa verilmesine, fazlaya ilişkin miktarın davalı üzerinde bırakılmasına,
8)Adli yardım talebi kabul edilerek, adli yardımdan yapılan 4 tebligat gideri 36,00 TL ve bir bilirkişi ücreti 300,00 TL olmak üzere toplam 336,00 TL yargılama giderinin davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığından alınarak hazineye gelir kaydına,
9)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince belirlenen 1.688,76 TL avukatlık ücretinin davalı Milli Eğitim Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
10)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince belirlenen 147,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı bakanlığa verilmesine,” hükmünün yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.