Taraflar arasındaki itirazın iptali itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.

Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davalılar tarafından sunulan Fakirlik Belgesi ile kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle ve davalıların adli yardım talebi kabul edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.01.2010 tarihinde davalıların murisi 'ın sürücü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde destek 'ın vefat ettiğini, dava konusu kazanın muris 'ın asli ve tam kusuru ile meydana geldiği gerekçesiyle soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, davalı mirasçılar tarafından kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi olmadığı gerekçesiyle Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.2015 tarihli, 2014/294 esas ve 2015/95 karar sayılı dosyasında ... aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davalılar lehine tazminata hükmedildiğini ve kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, davalılar tarafından söz konusu ilamın icrası amacıyla Kadirli İcra Dairesinin 2015/614 esas sayılı takip dosyasında ... aleyhine icra takibi başlatıldığını ve ... tarafından icra dosyasına 23.01.2018 tarihinde 245.664,94 TL ödeme yapıldığını, ... Yönetmeliğinin 14 üncü maddesi uyarınca ödenmek zorunda kalınan 245.664,94 TL’nin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi yaptırmayan aracın sürücüsü olan Ali Kaytan’ın mirasçıları olan davalılar hakkında Dörtyol İcra Müdürlüğünn 2018/542 esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlatıldığını ve takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; hukuki mesnetten yoksun ve haksız olarak açılan söz konusu itirazın iptali davası nedeniyle dava konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tespit edilecek kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların zarar gören üçüncü kişi sıfatına dayanan destekten yoksun kalma tazminatı talebi nedeniyle davalıların desteğinin kazadaki kusurunun davalılara yansıtılamayacağı, desteğin idaresindeki aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmadığı için davacı ... Hesabının zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından somut olayda olduğu gibi ödeme yapılmış olması halinde Ali Kaytan'ın mirasçısı olan davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesi uyarınca üçüncü kişiye ödenen tazminatın, aynı yönetmeliğin 16 ncı maddesi gereğince rücuen talep edilebileceğini, zarara neden olan ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan aracın kaza anındaki sürücüsünün davalıların murisi ya da başka kişi olup olmamasının davacının rücu hakkına engel oluşturmadığını, başka bir ifade ile davacının ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesi gereğince hak sahiplerine ödediği tazminatı aynı yönetmeliğin 16 ncı maddesi gereğince zarara neden olan aracın sürücünün mirasçısı olan davalılardan rücuen tahsilini talep edebileceğini ileri sürerek davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; araç sürücüsü destek 'ın eşi ve çocuklarının zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte aynı zamanda tam kusurlu müteveffanın mirasçısı sıfatıyla meydana gelen zarar nedeniyle ... Yönetmeliğinin 16/c maddesi gereğince borçlu oldukları, araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı ... Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan Güvence Hesabının, yine Yönetmelik gereği ödediği tazminatı, araç sürücüsünün mirasçısı olan davalılara rücu edilebileceği, dosyanın iddia ve savunmalar doğrultusunda bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 29.11.2019 tarihli raporunda özetle ödenen miktarın yerinde olduğu, miras payı oranına göre zararın belirlendiği, davacı tarafından ödenen ve rücusu istenen miktarın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ve olaya uygun olmayan içtihatlar gereğince ret kararı verilmesinin yerinde olmadığı, ancak rücu edilecek miktar likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince ... Yönetmeliğinin 16/c ve 17 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2018/542 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin yasal faiz üzerinden devamına ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; davalılar tarafından murisin mirasçısı sıfatı ile değil, destekten yoksun kalan ve üçüncü kişi sıfatıyla ... aleyhine açılan ve davalılar lehine sonuçlanan destekten yoksun kalma tazminatı davası nedeniyle davalı ...'nın yapmış olduğu ödeme nedeniyle murisin kusurunun mirasçılara intikal ettiği düşünülerek davacı ...'nın davalılara rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, 29.01.2010 tarihli trafik kazası sonucunda vefat nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının c) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesii.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı ... Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan ...'nın, yine yönetmelik gereği ödediği tazminatı, araç sürücüsünün mirasçısı olan davalılara rücu edebileceği gözetildiğinde davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalıların adli yardım talebi Dairemizce kabul edilmiş ise de HMK'nın 339 uncu maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 16.771,93 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.