İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. SSÇ hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile "TCK'nun 103/1,b ve 53" maddeleri ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile aynı Kanun'un "109/1,3-f ve 31/3" maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2017 tarihli ve 2013/15 Esas, 2017/266 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile her iki suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca SSÇ'nin beraatine dair verilen kararın Katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyizin reddi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlk Derece Mahkemesinin eksik inceleme ile karar verdiğine, mağdure ve SSÇ'nin beyanları arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak için resen inceleme ve araştırma yükümlülüğünün bulunduğuna, yargılamanın amacının maddi gerçeği bulma olduğunu, cinsel suçların mahiyeti gereği maddi delili bulunmadığını, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde temyiz gerekçesi bulunduğundan Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarih ve 2018/3165 Esas, 2019/2317 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2024 tarihinde karar verildi.