Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin temyiz istemi; süre tutum dilekçesi mahiyetinde olup usul ve kanuna aykırı olması sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Sanığın gönderdiği kargo kolisi alıcısı tarafından teslim alındığında kolide önleme araması kararı uyarınca yapılan aramada 1040 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Kargonun alıcısı sigaraları sanıktan aldığını beyan ederek ödeme dekontunu ibraz etmiştir.
Ödeme dekontundaki hesap sanığa ait olup, sanık hediyelik eşya satmış olabileceğini beyan etmiş ancak satışa ilişkin fatura ibraz edilmemiştir.
Sanık savunmasında, atılı suçu kabul etmemiştir.
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) ilgili maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanık hakkında lehe Kanun'un tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut KEMT varakasındaki gümrüklenmiş değerin pek hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamasına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Sanığa etkin pişmanlık için suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının ihtar edildiği, sanığın ödeme yapmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığın cezada kazanılmış hakkı gereği, infazın hapisten çevrili 3.000,00 TL ve doğrudan 1.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infaz olunacağına karar verilmesi ile yetinilmesi yerine, sanığın sonuç ceza olarak hapisten çevrili 3.000,00 TL ve doğrudan 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının cezada kazanılmış hakka ilişkin bendinden "cezasıyla cezalandırılmasına" ibaresinin çıkartılarak yerine "cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.