İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2019 tarihli ve 2019/31 Esas, 2019/60 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ancak ilk hükmün sanık müdafileri tarafından temyiz edilmiş olması dikkate alınarak usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince, ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b. Sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ..., 'ye karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ancak ilk hükmün sanık müdafileri tarafından temyiz edilmiş olması dikkate alınarak usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince, ayrı ayrı 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
c. Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'e karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ancak ilk hükmün sanık müdafileri tarafından temyiz edilmiş olması dikkate alınarak usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince ayrı ayrı 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2019/1869 Esas, 2020/1584 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanıkların öldürme kastının olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suça iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, suç vasfına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sübuta, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde sanık ...'ın kızı ...'un kaybolduğu, sanık ...'ın bunu öğrenmesi üzerine kardeşi ... ve eşini karakola gönderdiği, karakolda sanık ...'ın eşinin şüpheli olarak ...'i gösterdiği, bunun üzerine polis memurları tarafından ...'in evi olan ve dava konusu olayın gerçekleştiği eve gidildiği, .... babası ile yapılan görüşme sonucunda ... ve...'nın evde olmadığının öğrenildiği, bu sırada sanık ...'in de polis aracı içerisinde beklediği, ... ve...'ya ulaşılamaması üzerine ikametten ayrıldıkları, sanık ...'in olanları abisine anlattığı, sanıklar ile ... arasında daha önce de ... konusu ile ilgili husumet oluştuğu, bu hususun taraflarca da kabul edildiği, sanık ... ve ... olaylardan ...'in ailesini sorumlu tutması nedeniyle olay günü gece saatlerinde mağdurların bulunduğu ikamete tespit edilemeyen motosikletle gittikleri, sanık ...'ın elinde tüfek olduğu, sanık ...'in ise elinde poşetler içerisinde molotof kokteyli bulunduğu, bu sırada mağdurlar ..., ...'nin evin balkonunda bulunduğu, ... ise evin içerisinde uyuduğu, sanıkların olay yerine motosiklet ile geldikten sonra sanık ...'ın elinde bulunan tüfek ile mağdurların bulunduğu balkona doğru mağdurları hedef alarak ateş ettiği, mağdurlardan ... dışında kalanların sanığın tüfeği ateşlediğini görmesi üzerine ikametin içine kaçtıkları, bu sırada sanık ...'in elinde bulunan molotof kokteylleri ateşleyerek balkona attığı, molotofun atılması sonucu evin alev aldığı, balkonun mutfağa açılan kapısının yanmaya başladığı, Esas No: 2022/7085
mağdurların bağırışları üzerine sanıkların olay yerinden uzaklaştığı, mevcut saldırı nedeniyle mağdurlardan ....y'ın hayati tehlike geçirecek ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde, mağdur ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte, mağdur......'nin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı, mağdurlardan ...... suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, anlaşılmıştır.
2. Sanıkların savunmaları, mağdurların beyanları, tanıkların anlatımları, mağdurlar hakkında adli tıp raporları, yazı cevapları, olay yeri inceleme tutanağı, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları, tutanaklar, bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından iştirak iradesi ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edilmediği, somut olayda mağdurlardan kaynaklanan haksız bir hareket bulunmadığından sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Suç Vasfı Yönünden
Sanıklardan ..., av tüfeğiyle, sokak lambası ile evin ışıklarının aydınlattığı bir ortamda, balkonda oturan mağdurları görerek yakın mesafeden ateş etmesi ve mağdurlardan birinin nitelikli olarak, üçünün basit tıbbi müdahale ile giderilemez, birinin ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde yaralanmış olması birlikte gözetildiğinde, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olduğu, ateş etme ve yaralama eyleminin arkasından, mağdurların evin içine kaçmalarından sonra sanık ... tarafından gerçekleştirilen balkona molotof atma eylemi sonucu tutanaklara, keşfe ve fotoğraflara göre "mutfak ve banyo demir kapısında islenme, plastik ayakkabılığın altında erime" oluştuğu, ateşin mağdurlar tarafından kolaylıkla söndürüldüğü, itfaiye ya da geniş çaplı bir müdahalenin olmadığı, mutfağın genel görünümünün normal olduğu da göz önüne alındığında; yangının büyüklüğü, mağdurlara sirayet etme ihtimali ve herhangi birine sirayet etmemiş olması, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alındığında sanıklar hakkında mağdurlara yönelik yangın çıkarmak suretiyle öldürmeye teşebbüs suçunun şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, kurulan hükümlerde temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği düşünülmeden yanılgıya düşülerek yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ile uygulama yapılarak fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Teşebbüs Yönünden
Kabule göre ise;
a. Dosyada mevcut raporlara göre, eylem sonucu mağdur ...'ın, "yaşamını tehlikeye sokacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde ve duyu ya da organlarından birinin işlevinin zayıflaması" niteliğinde yaralanmış olması karşısında, teşebbüs nedeniyle (13) yıldan (20) yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek makul ile üst sınır arasında makule yakın bir ceza tayini yerine yazılı şekilde (15) yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini,
b. Küçük yaştaki mağdur ...'in, eylem sonucu "yaşamını tehlikeye sokmayacak ve basit bir tıbbi müdahale giderilebilir ölçüde" yaralanmış olması karşısında; teşebbüs nedeniyle (13) yıldan (20) yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek alt sınıra yakın bir ceza tayini yerine yazılı şekilde (15) yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Usül Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kazanılmış hakkın sonuç ceza bakımından geçerli olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında hapis cezalarına hükmedildikten sonra, kazanılmış hak nedeniyle hapis cezalarının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 28.12.2018 tarihli bozma kararından önce hükmedilen hapis cezaları üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (2) (3-a-b) ve (4) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri suç vasfı, teşebbüsün derecesi ve usül yönünden yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2019/1869 Esas, 2020/1584 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.
.