SAYISI: 2022/İHK-19663
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu mali sorumluluk sigoralı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.100,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kusur durumunun net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulüne ve 326.528,09 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının vekalet ücretine yönelik itirazı dışındaki dieğr itirazlarının reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplamanın Dairenin yerleşik içtihatlarına uygun olmasına, maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olmasına, davacı yararına vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı vekili, meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur.
Hakem heyetince kusura yönelik alınan raporda davalının sorumlu olduğu araç sürücüsünün meydana gelen kazada %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, hakem heyetince de bu kusur oranı üzerinden karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamında bulunan, ceza yargılamasında alınan kusur bilirkişisi raporunun incelenmesinde, davalıya sigortalı yol çalışması yapan aracın arkasında uyarıcı araç ve dörtlü lambaları yanık, arkasında ışıklı uyarı levhası bulunan ve bu haliyle görünür olan kamyona tehlikeli biçimde yaklaşıp tedbirde gecikerek arkadan çarpan davacı sürücünün asli kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu belirtilmiş, hakem heyetince alınan raporda ise, davalıya sigortalı araç sürücüsünün yol yapım çalışması için gerekli ışıklandırma, işaretleme ve sesli uyarılara uymadığından %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. md.) gereğince; hukuk hakimi, kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değil ise de; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlıdır.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; yargılamada birliğin sağlanması ve yargıya olan güvenin sarsılmaması bakımından ceza dava dosyasının getirtilerek alınan kusur bilirkişi raporu ile hakem heyetinin aldığı bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu gözetilerek, kusurun ve maddi olgunun belirlenmesine ilişkin olarak tüm dosya kapsamına göre, kazadaki tarafların kusur durumlarının belirlenmesi konusunda tarafların itirazlarının tartışıldığı, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderir şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
427,60 TL 0.H.
80,70 TL P.H.
346,90 TL Kalan
Türk Borçlar Kanunu’nun 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinin belirlemiş olduğu kusur tayini ile bağlı değil ise de maddi vaka tespiti ile bağlıdır. Somut olayda ceza mahkemesi maddi vakanın, davalıya sigortalı araç arkasında uyarıcı araçlar bulunduğu, dörtlü lambaların yanık olduğu, ışıklı uyarı levhası mevcut olduğu halde yol çalışması yaparken davacının bu haliyle görünür olan araca tehlikeli biçimde yaklaşıp tedbir de gecikerek arkadan çarpması şeklinde gerçekleştiğini kabul etmiştir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kazanın oluş şekline ilişkin bu belirlemesi ile bağlıdır. Şu halde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86/1 inci maddesindeki koşulların davalı yararına oluştuğunun kabulü ile davanın tümden reddedilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.