Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava dışı ... tarafından muhtelif tarihlerde davalıya mobilya malzemeleri satıldığını, ürünlerin bedelinin davalı tarafından adı geçene ödenmediğini, Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2013/19842 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, bu esnada icra dosya alacağının ... tarafından davacıya temlik edildiğini, alacak kayıtlarının her iki tarafın ticari defterlerinde mevcut olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusunun dava dışı ... ile davalı arasında, faturadan kaynaklı ticari ilişkiden dolayı davalı aleyhine başlatılan icra takibini gösterdiğini, davalının işbu icra takibine itiraz ederek icra takibinin durdurulduğunu, bugüne kadar davacı ve alacaklının itirazın iptaline dair herhangi bir işlem yapmadıklarını, açılan icra takibine konu toplam 8 adet fatura olduğu ancak işbu davaya konu toplam 5 adet faturanın bulunduğunu, icra takibine konu ve dava konusu faturaların toplam tutarları arasında farklılık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili 16.02.2015 tarihli dilekçesi ile davaya konu 5 adet faturaya ilişkin olarak Kuveyttürk Gatem şubesine ait 32146 nolu çek ile 7.000,00 TL, 32144 nolu çek ile 101.000,00 TL ve 32143 nolu çek ile 99.100,00 TL'lik ödemeler yaptıklarını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların defterleri üzerinde yapılan incelemede davaya konu faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, ödeme savunmasının davalı tarafça ispatlanması gerektiği, davalı tarafın 7.000,00 TL'lik çek, 101.000,00 TL'lik çek ve 99.100,00 TL'lik çek olmak üzere toplam 207.100,00 TL'lik çekler ile ödeme yaptığını savunduğu, davacı tarafın çeklerin cirosunda yer alan imzaları inkar etmesi üzerine imza incelemesi yapıldığı, imza incelemesinde 7.000,00 TL'lik çekteki imzanın ...'in eli ürünü olduğu, ancak 101.000,00 TL ve 99.100,00 TL'lik çeklerdeki imzanın ...'in eli ürünü olmadığının tespit edilmesi sebebiyle, ...'e davaya konu faturalar bakımından sadece 7.000,00 TL'lik ödeme yapıldığının kabul edildiği, 207.469,26 TL-7.000,00 TL = 200.469,26 TL bakiye borç kaldığı, ancak taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davalarının kabulüne karar verilmiş ise de, kararda 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, ancak dava konusu olan icra takiplerine bakıldığı zaman dava açılış zamanında usul ekonomisinden dolayı dava değerinin düşük olarak gösterildiğini, yerel mahkemenin yargılama süresi içerisinde davalarını ıslah etmeleri için taraflarına süre vermediğini, davanın müvekkili lehine sonuçlanması ise mahkemece taraflarına ıslah için süre verilip, eksik kalan harcın tamamlatılması gerekirken direkt olarak dava değeri üzerinden karar verilmesinin hukuki bir hata olduğunu, istinaf mahkemesince, yapılan bu hatanın düzeltilmesi için ya taraflarına ıslah için süre verilmesini ya da dosyayı sadece bu yönü ile yerel mahkemeye gönderilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi hususuna itirazlarının olmadığını beyan etmekle, davalarını ıslah etmeleri amacıyla taraflarına süre verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin davacı tarafından kendisi hakkında açılmış olan icra takibine itiraz ettiğini, takibin durmuş olup bu takibe ilişkin alacaklı ve davacının itirazın iptali davası açmadığını ve takibi devam ettirecek bir işlem yapmadığını, davacının davayı açarken herhangi bir belge, fatura, temlik evrağı ve bilgi dosyaya sunmadığını, bu konuda taraflarına dava dilekçesi haricinde herhangi bir belge tebliğ edilmediğini, davacı ve alacaklının kötü niyetli olduğunu, ne mahkeme dosyasında ne de icra dosyasında faturalar bulunmadığını, davacı tarafın müvekkilinin işletmesinin defterlerine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de sunmadığını, defterlerin incelenmesini dahi dilekçesinde bahse konu etmediğini, ticari işletmelere ilişkin alacak davalarında usulen defterler ve mali kayıtların öncelikli inceleme araçları olduğunu, davacı taraf bu delillere ilk dava dilekçesinde dayanmamışken mahkemece tensip yapıldığını, ön inceleme aşaması tamamlanarak tahkikat aşamasına geçildiğini ve deliller için ilk celsede taraflara 2 haftalık kesin süre verildiğini, mahkemece usulüne uygun kararların alınmış olmasına rağmen, davacı tarafın duruşmalar devam ederken bilirkişi raporundan sonra söz konusu iddialarını ileri sürdüğünü belirterek açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılmasına ve talepleri gibi davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece ıslah için süre verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, temlik edilen faturaya dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.