Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2018/854 Esas, 2019/354 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesi ikinci fıkrası, 35 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası, geceleyin yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesi birinci fıkra (h) bendi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 11.01.2021 tarihli ve 2020/301 Esas, 2021/39 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik usule ve esasa ilişkin hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde her hangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda ön görülen suç tipine uyduğu, cezanın kanunî bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan katılan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Yasa'nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

1.Sanığın eyleminin çantasını yahut cüzdanını almaya yönelik olmadığına,

2.Müştekinin sanığa suç isnadında bulunmak için çelişkili beyanlar verdiği ve beyanlarına itibar edilemeyeceğine,

3.Sanığın yağma kastının olmadığı, aldatılma şüphesiyle telefona bakmak istediğine,

4.Sanığın aldatılma şüphesinden kaynaklı eylemleri için tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

5.Müştekinin kendisine darp uygulandığına ve hürriyetinin alıkoyulduğuna ilişkin beyanlarının çelişkili olduğu, mantık kurallarından uzak soyut beyanlar olduğuna,

6.Vesaire,
İlişkindir.

İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan sanıkların suç tarihinde resmi nikahlı eş oldukları, ancak aralarındaki geçimsizlik nedeniyle ayrı yaşadıkları, olay gecesi saat 05.00 sıralarında bir eğlence merkezinden evine dönen katılan sanık ...'nin ikametinin önüne geldiği sırada bir araçla yanına gelen katılan sanık ...'nin, ...'nin saçlarından çekerek ve darp ederek zorla arabasına bindirmeye çalıştığı, bir süre arabaya doğru çekiştirdiği ancak katılan sanık ...'nin direnmesi ve ...'nin elini ısırmasıyla sanık ...'nin ...'yi aracına bindiremediği bunun üzerine sanık ...'nin ...'nin kolunda asılı olan ve içerisinde miktarı tespit edilemeyen bir miktar para ile katılan sanık ...'nin cep telefonunun bulunduğu çantayı zorla alarak olay yerinden uzaklaştığı, çantanın içerisindeki para ve telefonu alan sanık ...'nin çantayı boş olarak olay yerine yakın bir yere atıp kaçtığı, sanık ...'ın basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek nitelikte yaralandığının anlaşıldığı, katılan sınık ...'nin ...'nin zararını tamamen karşılanmadığı gibi katılan sanık ...'nin kısmi iade nedeniyle sanık ...'nin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına da rıza göstermediğini, cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs ve geceleyin yağma suçunun da sübut bulduğu gerekçesiyle hüküm kurmuştur.

Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.

Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.

Bu açıklamalardan sonra somut olay ve eylem yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; sanığın olay günü halen resmi nikahlı olduğu ancak; 1,5-2 yıldır fiili olarak ayrı yaşadığı, olay tarihinden üç ay önce eşine karşı 6284 sayılı Kanundan kaynaklı tedbiren uzaklaştırma kararı bulunduğu, olay günü sanığın mağdurun evine gittiğinde telefon görüşmesine şahit olduğu, bundan kaynaklı başkaları ile ilişkisi olduğu ve eşi tarafından ihanete uğradığı zannıyla ve kıskançlıkla tartışmaya başladığı, devamında aralarında arbede yaşandığı ve sanığın eşinin kimlerle konuştuğunu anlamak için mağdurun cep telefonunu istediği, ancak mağdur telefonu vermeyince elinden zorla aldığı, sanığın tüm aşamalarda telefonu alma amacının sadece içerisindeki yazışmaları okuma amacıyla olduğunu beyan ettiği; mağdurun ise ilk olarak kollukta verdiği "LG marka telefonumu zorla çantamdan aldı" beyanının kovuşturma sırasında "çantamı zorla aldı..., çanta üzerimdeyken zorla çantayı benden aldı..., karar duruşmasında da "...sanık içerisinde telefonum ve param olan çantamı zorla alıp yanımdan uzaklaşmıştı..." şeklinde değiştirildiği, böylelikle sanığın cep telefonunu, mal edinme ve kullanma amacı olmadan kıskançlıkla, eşinin kimlerle görüştüğünü öğrenmek amaçlı aldığı, faydalanmak maksadı ile aldığı hususunun ise ... olmadığı, eylemin unsurları yönünden yağma suçunu oluşturmayıp zorla alma sırasındaki yaralama eylemine 5237 sayılı Kanun'un 86/2,3-a maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 11.01.2021 tarihli ve 2020/301 Esas, 2021/39 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

14.03.2024 tarihinde karar verildi.